<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ensevgiliye &#187; Makaleler</title>
	<atom:link href="http://www.ensevgiliye.net/category/makale/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ensevgiliye.net</link>
	<description>yeniden ve yenilenerek...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Dec 2009 12:49:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Tesbihimde küskün yaşlar</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/tesbihimde-kuskun-yaslar.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/tesbihimde-kuskun-yaslar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 14:39:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[Bu gece başka bakıyor karanlık gözlerime. Ağır ağır iniyor zaman yolculuktan yormuş sanki yüreğini. Bu gece bir başka ağarıyor saçlarımın solgun renkleri, Uysun diye tenimin rengine. Alnım secdede buz olmuş Vefasızlık bellediklerim ellerimde. Ellerim diyorum; Titrek mum ışığına mukabil, sorgudan sefil kaçaklıklara gebe. Her zerresi örtülse de tenimin saklanmıyor oyunbozanlar, Herşey alelade yerlerde. Gözlerim telaşlı [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Zdikr_by_noor_maryam.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-386" title="Zdikr_by_noor_maryam" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Zdikr_by_noor_maryam-300x225.jpg" alt="Zdikr by noor maryam 300x225 Tesbihimde küskün yaşlar" width="300" height="225" /></a><br />
Bu gece başka bakıyor karanlık gözlerime.</p>
<p>Ağır ağır iniyor zaman yolculuktan yormuş sanki yüreğini.</p>
<p>Bu gece bir başka ağarıyor saçlarımın solgun renkleri,</p>
<p>Uysun diye tenimin rengine.</p>
<p>Alnım secdede buz olmuş</p>
<p>Vefasızlık bellediklerim ellerimde.</p>
<p>Ellerim diyorum;</p>
<p>Titrek mum ışığına mukabil, sorgudan sefil kaçaklıklara gebe.</p>
<p>Her zerresi örtülse de tenimin saklanmıyor oyunbozanlar,</p>
<p>Herşey alelade yerlerde.</p>
<p>Gözlerim telaşlı hayret</p>
<p>Hayret ki bakamıyorlar titrek ellerime.</p>
<p>Gel diye haber salmıştın rüyalarımda.</p>
<p>En sevgilinle şereflendirip garip uykularımı artık gel demiştin.</p>
<p>Ay şavkını kıskandıran yüzünü gör de cana gel demiştin.</p>
<p>Duyamadım</p>
<p>Gelemedim</p>
<p>Dönemedim…</p>
<p>Şimdi hangi yusufçuk havalansa göklere,</p>
<p>Sessiz bir ağıtla ağlar olmuş gözleri.</p>
<p>Benim adım kahır olmuş</p>
<p>Seccademde hüzün izleri.</p>
<p>Eksik bir şeyleri tamam kılamayan ruhum,</p>
<p>Kısılmış tenha yanılgıların kumpaslarına.</p>
<p>Günümün gecemin feri kaçmış, solmuş benzi harcanışlarda.</p>
<p>Nebinin kimselere benzemez suretini kucaklatıp,</p>
<p>Gül kokuttun hicranımı.</p>
<p>Yine yaktın, yine ateşlere attın vefasızlığımı.</p>
<p>Çığlıklarım usluca sığınmış bu defa geceye,</p>
<p>Sus olmuş…</p>
<p>Tufana takılan saçlarım,</p>
<p>Tutulması imkânsız deli taylar gibi yalnızlığa koşuyor.</p>
<p>Bir tek senin adın tamam kılıyor her şeyi, ardında bir şey bırakmıyor.</p>
<p>Bu yalnızlık bitmez diyorlar, biliyorum.</p>
<p>Yüreğimde koca bir ateş oysa.</p>
<p>Adın tenimi yakıyor.</p>
<p>Adın canıma değiyor.</p>
<p>Şükür kaçkını dillerimi en kor alevlerle dağlasalar,</p>
<p>Unutup yalancı suretlerle aldattığım yüreğimi, Yusuf ‘un karanlıklarına salsalar,</p>
<p>Kurtulamam İbrahim gibi yangınlardan bilirim.</p>
<p>Canım eriyor damla damla,</p>
<p>Tespihim ağlıyor.</p>
<p>Ve bir ah içerimi dağlıyor&#8230;</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/tesbihimde-kuskun-yaslar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhammedi bir nefes şimdi bahar!</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/muhammedi-bir-nefes-simdi-bahar.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/muhammedi-bir-nefes-simdi-bahar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 14:32:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=381</guid>
		<description><![CDATA[Allah ve melekleri,Peygambere çok salavat getirirler(yani,Allah ona rahmet eder,meleklerde dua edip onun şanını yüceltirler).Ey iman edenler,siz de ona salavat getirin(yani dua edin)ve tam bir teslimiyetle selam verin.(Ahzab Suresi,33:56.) Ey Allah ım, Emrini yerine getiriyoruz!Efendimiz Muhammed &#8216;e ve nesline öyle salat ve rahmet eyle ki;onunla bizi nereden geleceği belli olmayan korkulardan ve bütün afetlerden kurtar.Onunla bütün [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/ya_mohamad_by_asr_entezar.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-382" title="ya_mohamad_by_asr_entezar" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/ya_mohamad_by_asr_entezar-300x187.jpg" alt="ya mohamad by asr entezar 300x187 Muhammedi bir nefes şimdi bahar!" width="300" height="187" /></a></p>
<p>Allah ve melekleri,Peygambere çok salavat getirirler(yani,Allah ona rahmet eder,meleklerde dua edip onun şanını yüceltirler).Ey iman edenler,siz de ona salavat getirin(yani dua edin)ve tam bir teslimiyetle selam verin.(Ahzab Suresi,33:56.)</p>
<p>Ey Allah ım, Emrini yerine getiriyoruz!Efendimiz Muhammed &#8216;e ve nesline öyle salat ve rahmet eyle ki;onunla bizi nereden geleceği belli olmayan korkulardan ve bütün afetlerden kurtar.Onunla bütün ihtiyaçlarımızı gider.Bizi her türlü kötülüklerden ve günahlardan temizle.Onunla bizi katındaki en yüce derecelere yükselt ve bizi bu dünyadada ve öldükten sonra bütün hayırların en son gayelerine ulaştır, ey dualara cevap veren Allah &#8216;ım!Amin .</p>
<p>Ezelden ebede her türlü hamd övgü, şükür ve minnet alemlerin Rabbi olan Allah &#8216;a mahsustur.</p>
<p>Gül cemaliniz gülşen etti alemi Efendim ,Nurunuz ruşen etti alemi Efendim</p>
<p>21. yüzyıldan binlerce Salat ve selamla selamlıyorum sizi Efendim !.İnsanlık sizin Latif ve engin şefkatinize ne kadar ihtiyacı ve ne kadarda muhtaç Efendim .Karanlık ruhlara meşaledir Hadisleriniz ve yaşam tarzınız.Sizinle görüşmek konuşma ihtiyacında hemen açıyorum Hadis kitabını yıllar ötesinden gül nefesiniz hissedilir ve her soruma en güzel cevapları bulurum hayatıma yön verir Hadisleriniz ve her hal ve hareketiniz.Siz yürüyen Kur an dınız ve her yaptığınız ibadetti ibadetlere çevirdiniz pratik ve modern bir islam anlayışınız ve tüm insanlığa örnek yaşantınızla .Siz muhbiri Sadıktınız en doğru haberleri verdiniz.Hasretiniz düşer bazı bu ahirzaman sokaklarında içime bir kor gibi yakar sizin olmadığı bir hayatı almaz içim o zaman Salavatlarınız yetişir imdada yanan yüreğime kevserler serpilir ruhum isminizi andıkça rahatlar ferahlar kanatlanır isminiz bereketim saadetim olur Efendim .İsmin şifadır her hastalığımda ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN TIBBİL GULUVBİ VE DEVAİHA VE AFİYETİL EBDANİ VE ŞİFAİHA VE NURİL EBSARİ VE DİYAİHA VE ALA ALİ VESAHBİHİ VESELLİM her derdime devadır isminiz şifadır Efendim .</p>
<p>Allah ım !Kalblerin tabibi ve ilacı,bedenlerin afiyet ve şifası,gözlerin nuru ve ışığı olan Efendimiz Muhammed’e ,nun Al ve Ashabına Salat eyle .amin .</p>
<p>Salavatlarınızla O Muhteşem ve büyük dostlar sofrasının misafiri olurum ruhumu doyururum .</p>
<p>Efendim her gül kokunuzu taşır !<br />
Her şehadetle ALLAH ve RASUL AŞKIM tazelenir .İmanım kuvvet bulur şehadet aleminde şahit olmak şerefine ALLAH a kul Size ÜMMET olma sevincini yaşar ruhum kanatlanır.EY BİLAL BİZİ FERAHLANDIR EZANLA<br />
Diyen sesin çınlar kulaklarımda ve her EZANLA ruhum aşka uyanır Nurunuzla boyanır DUA DUA!ALLAH ım aşkınla doldur hücrelerimiz doldur zerrelerimi Nurlnadır azalarımı diye MUHAMMED İ MUHABBETLE DOLAR RUHUM CENNETİN YAMAÇLARINDA DOLAŞIR KALBİM .ASR-I SAADET SOKAKLARINDAN GÜL KOKULARI DUYULUR Ahirzaman sokaklarında.</p>
<p>Hadislerinizden bazılarını daha dikkatli anlamaya ve yaşamaya çalışıyorum canım EFENDİM !<br />
BU Hadislerinizden bazıları!<br />
Allah Resülü: Cennet bahçesine uğradığınızda kendinizi besleyiniz, buyurdu. Sahabiler: Ya Resulallah, Cennet bahçeleri nerededir? diye sordular. Peygamberimiz: Allah’ın anıldığı, zikir mescidleridir, buyurdu.(Tirmizi). İbn-i Abbas’ın rivayetinde:İlim meclisleridir, buyurdu.(Taberani). Ebu Hureyre’nin rivayetinde: Mescidlerdir, buyurdu. Sahabiler: Beslenmek nedir? diye sordular. Resulüllah: Subhanallah, Elhamdülillah ve Allahu Ekber (demek)dir buyurdu.(Tirmizi).<br />
Hadis-i Şerif (Taberani).</p>
<p>Yine bir Hadisinizde Agah olunuz !cehennem kimlere haram kılındı birdireyimmi?</p>
<p>Ağır başlı, cana yakın insanlarla iyi geçinene cehennem haram kılınmıştır (güzel ahlakından dolayı )hatta bazı günahları olsa bile cehenneme atılsa İbrahimvari cehennem onu yakamayacak ahlakının güzelliginden dolayı .RİYAZÜS SALİHİNDEN .</p>
<p>Mümin’lerle oturup kalkınız .yemeğinizi yalnız ALLAH korkusu taşıyanlar yesin .H.Ş .</p>
<p>Efendim sizin dediğiniz gibi elinden dilinden emin olunan dosdoğru kullardan olmaya çalışıyorum size benzeyen yanlarımız arttıkça bahtiyar olucağız ve saadetidareyn bulacağız inş .</p>
<p>Sizi andıkça MUHAMMED İ MUHABBETLE DOLUYOR RUHUMUZ.Hadislerinizi öğrenip yaşadıkça size yakınlığımız artıyor ve sahili selamete alınıyoruz dünya denizleri boğmuyor bataklıklara düşmüyoruz sayenizde .</p>
<p>Muhammed i s.a.v nuru Mümin ler taşıyor .bu Nuru taşıyan aşıklar hürmetine kıyamet kopmuyor .Dünya nefes alıyor .Nurunuz aşkınız hürmetine yaşıyoruz .</p>
<p>MUHAMMED İ BİR NEFES ŞİMDİ BAHAR<br />
HÜSEYNİ ÇİÇEKLER ŞEHİT ŞEHİT KOKAR</p>
<p>SİZE OLAN HASRETİMİZ AŞKIMIZ İHTİYACIMIZ HER AN BİRAZ DAHA ARTAR .HASRETİNİZ YAŞATIR İSMİNİZ DUADIR .<br />
SALAT VE SELAM OLSUN MUHAMMED E s.a.v ALİNE ASHABINA ÇİÇEKLER ,YAPRAKLAR ,TANELER ,ZERRELER ,YILDIZLAR ÇÖLDEKİ KUM TANELERİ SAYISINCA EFENDİM .</p>
<p>Ümmetiniz olma şerefini taşıyan ve şükürden aciz kalan aşkını yüreğine sığdıramayan kıtmiriniz EFENDİM!</p>
<p>BİLMEM ÜMMETİM DERMİ ŞEFAAT EDERMİSİN !</p>
<p>MAHŞERDE EHLİ BEYTİNLE OLMAMI İSTERMİSİN</p>
<p>KELİMELER YETERSİZ CÜMLELER ACİZ</p>
<p>SENİ METHETMEYE YA RASULLALLAH !</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/muhammedi-bir-nefes-simdi-bahar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yusuf mu züleyha mı?</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/yusuf-mu-zuleyha-mi.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/yusuf-mu-zuleyha-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 22:12:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=377</guid>
		<description><![CDATA[ELİF LAM RAAA VE BAŞLAYACAK YUSUFLARIN HİKAYESİ&#8230; yusuf olma, bir sırdır çağın çirkef kaldırımlarına ve bir gizemdir belki. bir remizdir o, altın neslin şafağında doğacak. yusuf kuyu görecek belki ama nefsin kuyusuna kova sallamayacak. kuruyacak o göl, züleyhalar tevbe kapısında bir kova su ile bekleyecek, berrak ve temiz. Yusuf doğdukça züleyha utanacak ve tevbeye dönüşecek [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/ahla_yusuf__by_2a7la.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-378" title="ahla_yusuf__by_2a7la" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/ahla_yusuf__by_2a7la-300x197.jpg" alt="ahla yusuf  by 2a7la 300x197 Yusuf mu züleyha mı? " width="300" height="197" /></a></p>
<p>ELİF LAM RAAA VE BAŞLAYACAK YUSUFLARIN HİKAYESİ&#8230;<br />
yusuf olma, bir sırdır çağın çirkef kaldırımlarına ve bir gizemdir belki.<br />
bir remizdir o, altın neslin şafağında doğacak.<br />
yusuf kuyu görecek belki ama nefsin kuyusuna kova sallamayacak. kuruyacak o göl, züleyhalar tevbe kapısında bir kova su ile bekleyecek, berrak ve temiz.<br />
Yusuf doğdukça züleyha utanacak ve tevbeye dönüşecek gömlek yırtan elleri.<br />
bundan böyle yusuf yazacak ve yusuflar okuyacak iffet satırlarını.<br />
ELİF LAM RA&#8230; VE BAŞLAYACAK YUSUFUN HİKAYESİ</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/yusuf-mu-zuleyha-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah katındaki en makbul dua</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/allah-katndaki-en-makbul-dua.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/allah-katndaki-en-makbul-dua.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 11:05:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel]]></category>
		<category><![CDATA[güzel dua]]></category>
		<category><![CDATA[makbul]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[rasulallah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde âlem-i İslâm&#8217;ın yürek parçalayan durumu karşısında çaresizlikten dolayı hüzün duyma, Allah&#8217;a inanmışlığın, Kur&#8217;ân&#8217;a bağlı olmanın, Efendimiz&#8217;e &#8220;Muhammedün Resûlullah&#8221; demenin gereğidir. Her mü&#8217;minde böylesi bir hüzn-ü daim olmalıdır. Zaman, gülüp oynayacak zaman değildir. Düşünün ki, bir kimse, anne ve babasını aynı günde kaybetmiş, evinde taziye ziyaretlerini kabul ediyor. Ama o, böyle bir ortamda şen şakrak, [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/enmakbuldua.JPG"><img class="alignnone size-medium wp-image-225" title="enmakbuldua" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/enmakbuldua-300x265.jpg" alt="enmakbuldua 300x265 Allah katındaki en makbul dua" width="300" height="265" /></a></p>
<p><em>Günümüzde âlem-i İslâm&#8217;ın yürek parçalayan durumu karşısında çaresizlikten dolayı hüzün duyma, Allah&#8217;a inanmışlığın, Kur&#8217;ân&#8217;a bağlı olmanın, Efendimiz&#8217;e &#8220;Muhammedün Resûlullah&#8221; demenin gereğidir.</em></p>
<p>Her mü&#8217;minde böylesi bir hüzn-ü daim olmalıdır. Zaman, gülüp oynayacak zaman değildir. Düşünün ki, bir kimse, anne ve babasını aynı günde kaybetmiş, evinde taziye ziyaretlerini kabul ediyor. Ama o, böyle bir ortamda şen şakrak, def vuruyor, gülüp oynuyor. Bu durum o insanın akılsızlığına delâlet etmez mi? Hâlbuki hâlihazırda Müslümanlığın maruz kaldığı gadirler, yıkımlar; annenin, babanın, eşin, çocukların hepsinin birden ölmesinden çok daha büyük bir felakettir.</p>
<p>O zaman denilebilir ki hiç olmazsa günün belli vakitlerinde bu zulüm ve gadirleri mülâhazaya alıp tefekkürde bulunma, kurtuluş yolları için mahzun bir edayla Rabb&#8217;imize yalvarıp yakarma &#8220;Allah&#8217;a daha has mânâda inanmışız.&#8221; demenin ve ihlâslılar yolunda bulunmanın gereğidir. Dolayısıyla böyle bir dönemde hüzün, o hüzne bağlı bir ızdırap, Kâbe&#8217;de yapılan dualardan daha makbuldür, denilebilir. Evet kanaat-i âcizânemce bir kimsenin Arafat&#8217;ta el kaldırıp dua etmesinden daha büyük bir dua varsa, o da, ümmet-i Muhammed&#8217;in derdiyle kıvrım kıvrım, gece başını seccadeye koyup, &#8220;Ne olur Allah&#8217;ım, bahtına düştüm. Ümmet-i Muhammed&#8217;i bu mezelletten kurtar.&#8221; diye inim inim inleyerek yaptığı duadır.</p>
<p>Hüzünle tefekkürün kesiştiği, iç içe girdiği konulardan biri de imanımız adına akıbet endişesi mevzuu olsa gerek. Mesela inanan bir gönül &#8220;Beni bir akıbet bekliyor ama acaba bu nasıl bir akıbet; su-i akıbet mi yoksa hüsn-ü akıbet mi? Acaba Müslümanlık adına şimdiye kadar çizgimi koruyabildim mi, bundan sonra koruyabilecek miyim?&#8221; duygu ve düşüncesi içinde bulunur. Şimdi bu düşüncedeki bir insan sürekli hüzün içinde demektir. Böyle bir hüzne karşı yapılması gerekli olan şey de tefekkür-ü daimidir. Yani o mü&#8217;min, &#8220;İman adına nasıl derinleşmeli, mârifet adına nasıl enginleşmeli, muhabbet ve zevk-i ruhanî adına Allah&#8217;la nasıl bir münasebete geçmeliyim ki su-i akıbetimi hüsn-ü akıbete çevirebileyim?&#8221; düşünceleri içinde ızdırap ve hüzünle kıvrım kıvrım kıvranınca bu durum onu tefekküre sevk edecektir.</p>
<p>Böylesi bir tefekkür hüzün kaynaklı, hüzün televvünlü bir tefekkürdür. Onun için büyükler sabah-akşam sık sık: &#8220;Allahümme ahsin âkıbetenâ fi&#8217;l-umûri küllihâ ve ecirnâ min hizyi&#8217;d-dünyâ ve azâbi&#8217;l-âhirati- Allah&#8217;ım! Yapıp ede geldiğimiz bütün işlerimizin neticesini güzel eyle! Bizleri dünyada rezil rüsva olmaktan ve âhiret azabından koru!&#8221; duasını yapmışlardır.</p>
<p><strong>TEFEKKÜRÜ VE DUALARI UMUMA YAYMAK GEREK</strong></p>
<p>Ancak ben burada durup mevzû ile alâkalı önemli gördüğüm bir hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Elbette ki ferdî akıbetimiz adına tefekkür ve hüzün küçümsenecek bir husus değildir. Fakat şahsî akıbet endişesi ve bundan kaynaklanan hüzün ve tefekkürden daha ziyade; bence asıl önemli olan ruhumuzda bulunan bu hüznü, dimağımızdaki bu tefekkürü başkalarına da aşılama, dert edindiğimiz esasları âlemin derdi hâline getirme, tefekkür ve hüznü herkesin ruhuna duyurma ve böylece bu zımnî ve mânevî duaları küllî birer dua enginliğine ulaştırabilmektir.</p>
<p>Çünkü bilhassa umumu ilgilendiren meselelerde duaların kabulü, o duanın külliyet kesbetmesiyle çok ciddi irtibatlıdır. Vâkıa biliyoruz ki Cenâb-ı Hak, ferdin tek başına yaptığı duaya da icabet buyurmakta, icabet buyuracağını vaat etmektedir. Bir mü&#8217;min, ferdî olarak istediği şeyi Allah&#8217;ın ona lütfedeceğine inanarak yürekten, halisane isterse Cenâb-ı Hak onun isteğine icabet buyurur. Fakat şu husus da gözden kaçırılmamalıdır ki, külliyet kesbetmiş duaların reddedildiği çok az görülmüştür. Bu sebeple hüzün ve tefekkürümüzün Allah indinde daha bir kıymetli hâle gelmesi, değerler üstü değerlere ulaşması onun umumîleştirilip herkesin meselesi hâline getirilmesiyle yakından alâkalı bir husustur.</p>
<p>Bana göre hüzün ve ızdırap en içten dualardan daha makbul bir duadır. Hele bir de o hüzün başkalarının imanı, başkalarının ebedî hayatını kurtarmak için ise. Denilebilir ki, böyle bir gaye için bir dakika çekilen ızdırap, yüz tane kurban kesmekten, birkaç defa nafile hacca gitmekten daha bereketli bir ameldir. Gönülden ah edenin her ahına icabet edilmiştir. O&#8217;na doğru içten yükselen hiçbir ses cevapsız kalmamıştır; el verir ki biz sesimizi, gönlümüzün sesi hâline getirelim.</p>
<p>Peygamber Efendimiz&#8217;e (aleyhi ekmelü&#8217;t-tehâyâ) &#8220;Hüzün Peygamberi&#8221; denmesi ne kadar manidardır! Zira O&#8217;nun hâli daima hüzünlü idi. Vakıa insanlarla karşılaştığında, sırf onların hatırına tebessüm buyuruyordu. Bûsîrî&#8217;nin Kaside-i Bür&#8217;esinde ifade ettiği gibi çehresinde tebessüm vardı. Fakat gülme meselesine gelince, O, hayatında üç kere gülmüştü.</p>
<p><strong>Özetle:</strong></p>
<p><strong>1-</strong> Günümüzde âlem-i İslâm&#8217;ın yürek parçalayan durumu karşısında çaresizlikten dolayı hüzün duyma, Allah&#8217;a inanmışlığın, Kur&#8217;ân&#8217;a bağlı olmanın, Efendimiz&#8217;e &#8220;Muhammedün Resûlullah&#8221; demenin gereğidir.</p>
<p><strong>2- </strong>Bir kimsenin en büyük duası, ümmet-i Muhammed&#8217;in derdiyle, gece başını seccadeye koyup, &#8220;Ne olur Allah&#8217;ım, bahtına düştüm. Ümmet-i Muhammed&#8217;i bu mezelletten kurtar.&#8221; diye inim inim inleyerek yaptığı duadır.</p>
<p><strong>3-</strong> Külliyet kesbetmiş dua-ların reddedildiği çok az görülmüştür. Hüzün ve tefekkürümüzün Allah indinde daha kıymetli hâle gelmesi, onun herkesin meselesi hâline getirilmesiyle alâkalı bir husustur.</p>
<p><strong>M. Fethullah Gülen</strong></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/allah-katndaki-en-makbul-dua.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Söz ola&#8230;</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/soz-ola.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/soz-ola.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 12:50:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=204</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Sözünü bilen kişinin Yüzünü ağ ede bir söz Sözünü pişirip diyenin İşini sağ ede bir söz Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Balıla yağ ede bir söz Kişi bile söz demini Demeye sözün kemini Bu cihan cehennemini Sekiz uçmağa ede bir söz&#8221; YUNUS EMRE nin de dediği gibi bir [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/peace.JPG"><img class="alignnone size-full wp-image-205" title="peace" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/peace.JPG" alt=" Söz ola..." width="214" height="287" /></a></p>
<p>&#8220;Sözünü bilen kişinin<br />
Yüzünü ağ ede bir söz<br />
Sözünü pişirip diyenin<br />
İşini sağ ede bir söz</p>
<p>Söz ola kese savaşı<br />
Söz ola kestire başı<br />
Söz ola ağulu aşı<br />
Balıla yağ ede bir söz</p>
<p>Kişi bile söz demini<br />
Demeye sözün kemini<br />
Bu cihan cehennemini<br />
Sekiz uçmağa ede bir söz&#8221;</p>
<p>YUNUS EMRE nin de dediği gibi bir söz ne kadar anlamlı olursa etkisi de o kadar büyük olur . burada inşallah en güzel en özlü sözleri söyleyelim.ALLAH herkesten razı olsun ben başlatıyorum inşalah.</p>
<p>.&#8221;Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.&#8221;Kanuni Sultan Süleyman</p>
<p>Düşman isterseniz dostlarınızı geçmeye çalışınız. Dost isterseniz , bırakın , dostlarınız sizi geçsin</p>
<p>Boş zaman yoktur boşa geçen zaman vardır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/soz-ola.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyilik yap, iyilik bul!</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/yilik-yap-iyilik-bul.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/yilik-yap-iyilik-bul.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 10:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[Cabir&#8217;den (r.a) rivayetle; - Rasûl-i Ekrem buyurdular ki: Her iyi olan şey sadakadır. Kardeşini güler yüzle karşılaman ve kendi kovandan kardeşinin kovasına boşaltman iyi olan şeylerdendir. Seçme Hadisler, 44 İyilik! Sen bastığı yerde çiçekler büyüten kutlu dost! Nasıl saygı duymam sana; cümle güzellikler hayranın iken ve bütün bütün ebedi ferahlığa adanmışken varlığın, nasıl hürmet etmem [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/The_Light_of_Cosmos_by_kenanhudabi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-169" title="The_Light_of_Cosmos_by_kenanhudabi" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/The_Light_of_Cosmos_by_kenanhudabi.jpg" alt="The Light of Cosmos by kenanhudabi İyilik yap, iyilik bul!" width="300" height="188" /></a></p>
<p><em>Cabir&#8217;den (r.a) rivayetle; </em></p>
<p><em>- Rasûl-i Ekrem buyurdular ki:</em></p>
<p><em>Her iyi olan şey sadakadır. </em></p>
<p><em>Kardeşini güler yüzle karşılaman ve </em></p>
<p><em>kendi kovandan kardeşinin kovasına</em></p>
<p><em> boşaltman iyi olan şeylerdendir.</em></p>
<p><em> Seçme Hadisler, 44</em></p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Sen bastığı yerde çiçekler büyüten kutlu dost!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Nasıl saygı duymam sana; cümle güzellikler hayranın iken ve bütün bütün ebedi ferahlığa adanmışken varlığın, nasıl hürmet etmem sana? Ne söylendiyse güzellik üstüne hep sana adandı; ne biliniyorsa erdem adına hep seni besteledi çağlarca ve çağlarca.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Ufku olmayan sahralara utangaç merhametleri savuran yiğitler ağu kokan ayrılıkları senin için yüklendiler; ve senin içindi yüzünde kufî çizgiler beliren yiğidin kekeme erguvanlar misali pul pul dökülüşü. Kendi kervanında kaybolan bezirganlar seni bulmak için aradılar kendilerini; buğday dengine senin için sakladı Bünyamin&#8217;in tasını Yusuf&#8217;lar, yeniden bulmak için. Seni gerdanlık diye takarak süslediler Züleyha&#8217;ları meşşatalar ve melali kör kuyularda gizlediler.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Sen, yanağında bulutlar terleyen dilara!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Nasıl özlemem seni; dolunaylar kaşının ucunda bir ben olmaya can atarken, ve hüma kanatlarına düşürülen gölge seni dokurken, nasıl hasret duymam sana. Sensiz, yabanıl bozgunlar ve vahşi yenilgiler sunuyor nakaratı şimdi türkülere; sensiz, yörüngesinde fısıltıyla can çekişen renkler bulanık sellerce akıyor. Sensiz ilerleyen zamanda efsaneler kendilerini yakmaktalar ve esrarlı havzalarda yollarını yitirmekte çalıkuşları. Güneşin batışı gözlerinde seyredilen sevgililere hicran elçileri getiriyor umulmadık akşamlar; ve yetim serhadlerde doludizgin ırmaklar hüzün diye akıyor. Bir kum saatinden zerre zerre savrulmada şimdi kalpler iklimlere ve billur kırıklarında ağlıyor hayallere mahpus bir medeniyet.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Sen, hüsn ü ânının peşinde savrulup gittiğimiz nur-ı dide!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Hayli zaman oldu. Cinaslı adımlarla yaşayan ehl-i diller tevriyeli çılgınlıklara koştular yokluğunda. Boş kalıplarda harcandı sözler ve cümleler anlamlarını yitirdi senden sonra. Yollarında serviler, servilerinde üveyikler büyüyen yurtlarımız çiğnendi bir bir. Arenaya salımlı aslanlar ilhamını yitirmiş şairlerin kabri başında ağlaşıyorlar artık. Senden sonra devrildi devrilmez sandığımız çınarlar ve son yalnızlığına hazırlanmakta şimdi udî acemaşiranlar. İyimser ferahnâklarımız üşüyen neylerin ceste ceste dağılan nağmesinde sınırdışı ediliyor mektup mektup. Gül dallarının teşrininde saklambaç oynayan bülbüllerimiz nicedir lâl düştü la&#8217;l kadehlerde; renkli uçurtmalar göklerde kayboldu ve derin feryadlar yollarını yitirdi yüreklerde. Süveydadan akseden izdüşümlerince sürmeler çekildi gözlere kudret kalemiyle ve mavera renkli rüzgârlar esti gurbet akşamlarında.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Sen, hasretiyle kor ateşlere döndüğümüz ahsen-i takvîm!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Kaç sûreden birden gelirdin ayet ayet dünyamıza gece yarılarında, gündüz ortalarında; kırk ikindilerde ve kuşluk saatlerinde&#8230; Kardeşini güleryüzle karşılayan da, kovasından dostunun kovasına aktaran da sendin. Darılana gidendin hem, kötülüğü pişman edendin. Bir mihrap önünde varlığından geçen sultanlarca çoğaltandın varlığı, ve bir karanlık gecede aydınlatandın leylî dildarlığı. Sen bir göçmen kuşun kırık kanadını sarmak için vardın; aynı şarkıyı söyleyen sıcak dudaklardan aynı hazzı duyan kulaklara akardın. Bir şair gibi nazikçe sarardın kimsesizleri ve yıldız yağmurlarınca dökülürdün üstümüze tesbih tesbih. Denizlerinde yekâvâz gazeller dinleyerek büyürdü şefkat ve sahillerinde sadefler açılırdı müjde müjde&#8230;</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Eşim benim, iki gözüm, sultanım! Varlığında kederlerin derin uykulara daldığı ve bir daha uyanmadığı efendim. Var olduğunu bilmek, en ulvi tesellimdir.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Geriye dönecek çağında mısın? Ve bir gün, bir gül fecrinde, eski yollardan çıkıp gelir misin?!.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">&#8220;Güneş katlanıp dürülmeden&#8230;</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">&#8230;Ve yıldızlar kararıp dökülmeden.&#8221;</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/yilik-yap-iyilik-bul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baharıma bir kelebek</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/baharma-bir-kelebek.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/baharma-bir-kelebek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 12:40:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Nükteler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[“Ülkenin birinde yaşanan” diye başlayan, çiçeklerin en güzel rengini arayan; mavi renkli bir kelebeğin hikâyesi.  Küçücük bedeni ile binbir renkli çiçeklerin nazarında her güne gece eklermiş.  Gecelerede topladığı renkleri asarmış. Kırmızı gonca bir gül, mavi rengine göz kırpmış ve demiş ki; “Sen şu karşı dağın tepesindeki en güzel çiçeğin rengini biliyor musun? Rengine türküler yakılan, [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/butterfly-of-the-love.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-166" title="butterfly of the love" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/butterfly-of-the-love-300x229.jpg" alt="butterfly of the love 300x229 Baharıma bir kelebek" width="300" height="229" /></a></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;">“Ülkenin birinde yaşanan” diye başlayan, çiçeklerin en güzel rengini arayan; mavi renkli bir kelebeğin hikâyesi.  Küçücük bedeni ile binbir renkli çiçeklerin nazarında her güne gece eklermiş.  Gecelerede topladığı renkleri asarmış.</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; padding: 0px;">Kırmızı gonca bir gül, mavi rengine göz kırpmış ve demiş ki; “Sen şu karşı dağın tepesindeki en güzel çiçeğin rengini biliyor musun? Rengine türküler yakılan, yoluna canlar verilen, edalı, nazlı çiçeğin rengini. Ömründe o çiçeği gören bilen sadece bir kelebek vardır. O da dağın tepesine ulaşınca, o çiçeğin rengine bürünerek geri dönen, dili lal olan kelebektir. Eğer ki; en güzel rengi aramızda ararsan, sende o çiçeği görmelisin. Ama yol uzun ve çetindir. Dönerim diye çıktığın yolda yarım kalabilirsin.”<br />
Küçük mavi kelebek; “Ben de görmek istiyorum. O güzelle ben de büyülenmek istiyorum.” demiş.  Küçücük bedenine bakmadan kocaman yüreğim var diye hesap etmiş.<br />
Günün ilk ışıklarıyla yola koyulmuş. Günler haftaları kovalarken bir rüzgâra yakalanmış. “Yolum yarılanmadı” derken, toprağa düşmüş. Can havliyle son soluğunu alırken, uzaklardan bir ses rüzgâra çalınmış.  “Benim büyüme boyanmak için rengini bilmen gerekir, senin rengin ne?” Küçük mavi kelebek can havliyle;  “Benim rengim mavi; umudun adı” demiş ve bayılmış.<br />
Gözlerini açtığında pembe renkli bir kardelen çiçeği görmüş. Kardelen çiçeği, büyüsüne kapılan mavi kelebeğe;  “Sen ve ben aynı yerde yaşayamayız. Ben soğuğu severim sen sıcağı, burada birimiz fazla” demiş.<br />
Küçük mavi kelebek; “O kadar güzelsin ki, ben giderim sen kal” demiş.   Küçük mavi kelebek orada rüzgâra savrulmuş, gitmiş…</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/baharma-bir-kelebek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Viladetin çağrıştırdıkları</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/viladetin-cagristirdiklari.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/viladetin-cagristirdiklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2009 09:25:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=121</guid>
		<description><![CDATA[   Varlığın çehresindeki perdeyi kaldıran; eşyanın ruhunda meknî bulunan sırları gün yüzüne çıkaran; yerle gök arasındaki kopukluğu giderip bir kere daha arzı semâlara bağlayan; akılla kalbi en sağlam esaslar çerçevesinde buluşturup muhakemenin ufkunu fizik ötesi enginliklere ulaştıran; canlı-cansız her şeyi en doğru şekilde okuyan; okuduklarını, herkesten çok önce ve en büyük araştırmacıların idrak ufkunu aşkın [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><span>  </p>
<p></span></p>
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/mohammad1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-122" title="mohammad1" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/mohammad1.jpg" alt="mohammad1 Viladetin çağrıştırdıkları" width="300" height="194" /></a></p>
<p>Varlığın çehresindeki perdeyi kaldıran; eşyanın ruhunda meknî bulunan sırları gün yüzüne çıkaran; yerle gök arasındaki kopukluğu giderip bir kere daha arzı semâlara bağlayan; akılla kalbi en sağlam esaslar çerçevesinde buluşturup muhakemenin ufkunu fizik ötesi enginliklere ulaştıran; canlı-cansız her şeyi en doğru şekilde okuyan; okuduklarını, herkesten çok önce ve en büyük araştırmacıların idrak ufkunu aşkın bir seviyede yorumlayıp küllî kâidelere bağlayan O’dur. O’dur kâinat hakkında sözün özünü söyleyen; sözleriyle eşya ve hâdiseleri hallaç eyleyen ve her şeyin ötesini temâşâ etmemiz adına bize sır perdesini aralayan; insan düşüncesini madde ve mânânın birleşik noktasına yükselten ve köhneleşmiş anlayışları târumâr ederek gördüğümüz şu fizikî dünyayı cennetlerin koridoru hâline getiren…</p>
<p>Biz hemen hepimiz, körkütük yaşadığımız şu âlemde Rabbimiz’i O’nunla tanıdık. Sağanak sağanak başımızdan aşağı dökülen nimetleri O’nun basiretlerimize saçtığı nurlar sayesinde duyup hissettik. Nimete minnet ve şükran duygusunu; ihsan, hamd ü senâ düşüncesini O’ndan öğrendik. O’nun sunduğu mesajlarla Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkileri, kul ve Mâbud münasebetlerini, Yaratan’ın ululuğuna ve bizim kulluğumuza yaraşır şekilde duyup anlayabildik.</p>
<p>O yeryüzüne ayak basmadan önce –ayağı başlarımızın tacı– her tarafta ziyâ-zulmet iç içe, çirkin-güzel yan yana, gül dikene takılı, şeker kamışta saklı, arz semâya inat kapkaranlık, semâ ürperten korkunç bir boşluk, metafizik fiziğin dar mülâhazalarına bağlı, mânâ maddenin arkasında renksiz ve silik, ruh içi boş kuru bir unvan, gönül de cesedin gölgesindeydi. O’nun basiretlerimize çaldığı ziyâ ile, bütün eski dünya ve eski düşünceler bir bir yıkıldı.. zulmetler ışık karşısında bozgunlar yaşamaya başladı.. ve bir kere daha zimam, ruh ve mânânın eline geçti. O’nun, insan, varlık ve Allah adına ortaya koyduğu yorumlar sayesinde, kâinat muhtevalı ve okunaklı bir kitaba dönüştü.. bir baştan bir başa bu koskoca âlem bir meşher hâlini aldı.. eşya ve hâdiseler de âdeta birer bülbül kesildi.. Hakk’ı söyleyen, Hakk’a çağıran, Hakk’ın ibdâ ve inşâ destanlarını haykıran birer bülbül&#8230;</p>
<p>Dünya insanlığının gözleri O’nun ışığına uyanacağı âna kadar hissiyat kapkaranlık, düşünceler tutarsız, gönüller de yalnızlıkla iki büklümdü. Ne kedersiz bir sevinç bilinebiliyordu, ne de elemsiz lezzetten haber vardı. Ötelerden bir damla rahmet düşmüyor ve gönül yamaçları da baharı ve yeşili bilemiyordu. O’nun teşrifiyle her yeri kasıp kavuran kuraklığın büyüsü bozuldu; göklerin gözü yaşlarla doldu ve gönüller Cennet yamaçlarının rengini aldı. Derken rahmetsizlikten şak şak olmuş bütün sinelerin ızdırabı dindi.. ve nice bin seneden beri ölümün pençesinde kıvranan ruhlara hayat çeşmesinin ufku göründü.</p>
<p>O, bu köhne dünyaya şeref vereceği âna dek yalan-doğru iç içe, günah-sevap yol arkadaşı, fazilet mefhumu silik bir kavram, rezalet hevâ ve heves pazarlarının en mergûb metâıydı. Alınlarında isyan damgası, ruhlarında hezeyan bütün insanlık asıl hedeflerine ters hayat sergüzeştleriyle, her görüldükleri yerde sinelere ürperti salıyor.. hemen herkes bu vahşethâne-i belâda birbirini endişe ile süzüyor.. hak ayaklar altında pâyimâl, kuvvet bütün azgınlığıyla her şeye hakim.. dişli olmak âdeta bir imtiyaz; sözü sadece pençesi güçlü olanlar söylüyor.. hayvanî ölçüler içinde boğuşma insanların her günkü tabiî hâli.. birbirini yemek mârifet, kaba kuvveti iradenin hakkı saymak takdirlik iş.. hak düşüncesi Kafdağı’nın arkasında, adaletsizlik zayıfın, güçsüzün korkulu rüyası.. ismet, iffet, hakka hürmet mülâhazaları en sefil günlerini yaşamakta ve günümüzdekinden de beter.. ne kalbe rağbet ediliyordu ne akla itibar; hakaret görüyordu salim düşünce ve dinî duygular.. vicdan, zihnin bir yanına sıkışmış yitik mefhumlu bir ucûbe.. ruh, biyolojik hayatın birkaç kademe altında sürüm sürüm bir mağdur. Hırsızlık râyiç, harâmîlik yiğitlik, yağma-talan şecaat emaresi.. düşünceler sefil, duygular vahşi, yürekler merhametsiz ve ufuklar da zifte boyanmış gibi simsiyah olduğu bir dönemde her şeye yeten muhteşem bir kalb enginliğiyle O geldi; O geldi ve bir hamlede dünyanın çehresindeki yıllanmış küfleri temizledi.. ufuklardaki isi-pası sildi.. gönülleri ışık ümidiyle şahlandırdı.. şafakların çehresinde hemen herkesi bir yeni günü temâşâya çağırdı.. gözlerdeki perdeyi kaldırdı ve ruhlara o güne kadar görmedikleri farklı şeyleri müşahede etme zevkini duyurdu.. aklın nabzını kalbin ritmine bağladı.. sinelerdeki değişik hezeyanları kalbî ve rûhî heyecanlara çevirdi.</p>
<p>O geldi ve bütün yaslı çehrelerdeki kederlerin yerini en içten tebessümler aldı.. O geldi, zulmün sesi kesildi.. mazlûmun âhı dindi.. ve sinelerde adalet duygusu dirildi.. O geldi kaba kuvvete “Dur!” deyiverdi. Mütecavizlerin haddini bildirdi ve hakkın dilindeki zincirleri çözdü.</p>
<p>Bunca fezâyi ve fecâyie rağmen bugün hâlâ bir kısım mükemmelliklerden söz edebiliyorsak; bunu O’nun bize sunduğu evrensel değerler külliyâtı o muhteşem semâvî kâmusa borçlu bulunuyoruz. Gönüllerimizde iyiyi, güzeli, insanî olanı arama hissi, O’nun içimize saldığı sonsuz televvünlü ziyâdandır. Ruhlarımızda duyduğumuz ebedî saadet arzusu O’nun sinelerimizde tutuşturduğu nurdandır, imandandır.</p>
<p>O’nu tanıyınca hepimiz ve her şey değişti; biz ebed için yaratıldığımızı, ebede meb’ûs olduğumuzu anladık; anladık ve vîrâne gönüllerimiz birden, İrem Bağlarına dönüşüverdi; çevremiz de Firdevs renklerine büründü. Talihimizin aydınlığında O’na katılıp O’nun leşkeri içinde yerimizi alınca önümüzü kesen bütün gulyabânî ağları bir bir yırtıldı.. kurtlar, çakallar kuyruklarını kısıp inlerine sığındı.. çıyanlar töre değiştirip güvercinlerle arkadaş oldu.. ve şeytânî ocaklar bir bir söndü; şeytanlar da gidip otağlarını ümitsizlik vadilerine kurdu.. derken her yerde burcu burcu ruh ve mânâ râyihaları duyulmaya başladı.</p>
<p>Ey ışığıyla karanlık dünyalarımızı aydınlatan Nur, ey o enfes râyihasıyla cihanları ıtriyat çarşısına çeviren Gül, gönül mağriplerimizde o vakitsiz gurûbun, ümit sabahlarımızı kapkaranlık bir hicran gecesine çevirdi. Göz gözü görmez oldu ve yollar bütünüyle birbirine karıştı. Gün geldi, akıl, Sen’in yolundan çıkıp başka vadilere saptı.. düşünce bütün bütün sana karşı kapandı ve her taraf yıllardan beri pusuda bekleyen o kapkaranlık hilkat garibeleri ile doldu. Adın sinelerimizden kazınmak ve nâmın yeni nesillere unutturulmak istendi. Bu meş’um gayretlerle beraber şu köhne dünyamız uğursuzluk ağına takıldı ve ümmetin kaderi kamburlaşıp iki büklüm oldu. Durduğumuz yerde duramadık, olmamız gerektiği gibi olamadık ve ulaşma iddiasında bulunduğumuz yere de ulaşamadık.. mânâ köklerimizden koptuk.. maddeyi ve dünyayı doğru okuyamadık.. kendimizi bir korkunç hazanın solduran, öldüren ikliminde sararıp solmaya saldık.. herkes kendi düşünce dünyasının ufkuna koşarken bizler ürperten bir yok oluş içinde olduğumuz yerde kalakaldık.</p>
<p>Bak şimdi korkutan bir belirsizlik var Sen’in dünyanda; anlayışlar dar, düşünceler çarpık, yenilenme ve dirilme duyguları da tamamen meflûç. Doğduğun kutlu diyar, yıllar var bütünüyle kısırlaştı hiçbir şey doğurmuyor artık.. mübarek köyün vefasızlığımızı tecziye suskunluğu içinde. Şam, Bağdat sürekli anomali doğuruyor.. Belhler, Buharalar hiçlik vadilerinde hiçi arıyor.. Konya folklor gösterileri ile teselli peşinde.. bir baştan bir başa koca Endülüs, ruhunu katledenlere teslim.. İstanbul gayesizlik ve hedefsizlik pençesinde mütemâdi gel-gitler yaşıyor.. ve koskoca bir âlem garip, yetim, ihtilâçlar içinde ve zamanzede&#8230;</p>
<p>Getirdiğin o muhteşem mânânın üzerine simsiyah bir gölge düştü.. Sen’inle gönüllerimiz arasında korkunç bir gaflet, cehalet, basiretsizlik haylûleti var; yaşanan bu küsûf ortamında gelecek adına bir şey söylemek şöyle dursun çevremizi bile tam görüp değerlendiremiyoruz. Sen’in ışığının ulaşmadığı ruhların “ba’sü ba’del mevt”i mümkün mü bilemeyeceğim.? Aslında ziyâsını, rengini, desenini Sen’den almayan yığınlar nasıl dirilebilir ki?!.</p>
<p>Biz hepimiz, bir talihsiz dönemde gönül yamaçlarımızda ruhunun gurûbunu acı acı seyrettik ve gidip karanlıklara gömüldük. Bu ürperten gurûb karşısında hiçbir şey yapamadık ve tam bir âcizlik örneği sergileyerek hep sustuk.. ve sustu buna karşı kendi alanında bütün ilâhî lütuflar, ihsanlar, huzurlar, saadetler ve gül devrine ait en tatlı neşideler. Mübarek sima ve sîretine hasret gittiğimiz bu günlerde, kaderimize hicran, bize de suskunluk düştü. Simsiyah yokluklar yaşadığımız bu meş’um dönemde gökler bize hiç yüz vermedi, yıldızlar yüzümüze hiç gülmedi.. ay-güneş Sen’in üzerine doğduğu renkte hiç mi hiç görünmedi.. biz çevremizde hep karanlıklar gördük ve gece mahlûklarının homurtularıyla ürperdik. Sen artık aramızda yoktun ve her yanda yılanların-çıyanların ıslıkları duyuluyor, her taraf yarasaların şehrayinleriyle inliyordu.. Sen küsmüş müydün/küser miydin onu bilemem; bildiğim bir şey varsa, o da, Sen’i kırmış olmamız ihtimalidir –ihtimal sözde bir iyimserlik ifadesi– ..ama eğer lütfedip gönüllerimize teveccüh buyurmazsan bu defa biz kırılıp paramparça olacağız.. ve şayet gelip dünyamızın çehresindeki isi-pası silmezsen bu sakil hava ile bir daha dirilmemek üzere boğulacağız&#8230;</p>
<p>Ey güzeller güzeli Sevgili gel, bir kere daha yeniden misafirimiz ol.. tahtını sinelerimize kur ve bize buyurabildiğin her şeyi buyur. Gel, gönüllerimizdeki karanlıkları kov, bütün benliğimize ruhunun ilhamlarını duyur ve bize yeniden diriliş yollarını göster. Gel, her gün biraz daha azgınlaşan şu zulmetleri ışığınla dağıt ve herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver. Gel, her şekliyle kine, nefrete, düşmanlığa kilitlenmiş şu zavallı ruhların boyunlarındaki zincirleri çöz; sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden sinelerimizi muhabbetle, hoşgörüyle coştur; gel, ruhlarımızı aklın aydınlığı, gönüllerimizi de mantık ve muhakeme enginliğiyle buluştur ve bizi kendi içimizdeki kopukluklardan kurtar.</p>
<p>Sen gidince kimilerimiz akla takılıp düz yollarda yolsuzluk yaşamaya başladık.. kimilerimiz de kendimizi bir kısım gönül hülyalarına saldık, vehimlerimizle oyalandık.. ne aklın dilini anlayabildik ne de kalbî ve rûhî hayatın derinliklerine dalabildik.. aklı ihmal edip dünyanın kanına girdik, kalbe bütün bütün tavır alıp kendi derinliklerimizi görmezlikten geldik. Ey karanlık gecelerimizin Ayı-Güneşi, ey yolda kalmışların biricik rehberi, Sen bizler gibi sadece bir kere doğmadın/doğmazsın; zamanın her parçası Sen’in için bir tulû vakti, gönüllerimiz de mütevazı matlaın.. perişaniyetimiz sana bir çağrı, sinelerimiz Seniyye-i Vedâ.. ne olur artık ağlayan gönüllerimize acı da gel; doğ canlarımıza Yaratan aşkına, bizi yalnız bırakma; yalnız bırakıp ruhlarımızı Sen’sizlik ateşine yakma.. ne ilm u irfanımız var, ne hayr u tâate mecâlimiz; günah, isyan diz boyu; Sana sunacağımız armağan <em>“Bi bidâatin müzcâtin – Kayda değmez bir sermaye” </em>(Yûsuf/12, 88) ölçüsünde bile değil.. bugüne kadar aşındırmadık eşik ve çalmadık kapı bırakmadık; gönül bağlayıp arkalarından koştuklarımız her zaman bizi aldattı, sonra da yol ortasında bırakıp gitti. Ne yürümeye takatimiz kaldı ne bulunduğumuz yerde ikamete dermanımız. Bağban sen isen -öyle olduğunda şüphemiz yok- bağ niye sahipsiz kalsın –sana böyle bir çağrıda bulunmak da ayrı bir saygısızlık–. Merkezi tutmak Sen’in hakkın ise o makam adına söz söylemek kimin haddine&#8230;</p>
<p>Ey şefkati, adaletini aşkın Gönüller Sultanı, seni unuttuğumuzun, sana saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız; ama sen, şimdiye kadar bundan daha acılarını da gördün; incinsen de küsmedin, vefasızlık görsen de alâkanı kesmedin. Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardın. Sen’i bilmemelerini mazeret sayarak, lânet ve bedduada bulunmadın, lânet ve bedduaya “âmin” de demedin. Sineni, Ebû Cehil’leri bile ümitlendirecek ölçüde açabildiğin kadar açtın ve her sözünü, her davranışını Hakk’ın rahmetinin enginliğine bağladın. Beklediklerimiz hakkımız olmasa da, bütün bu yaptıklarının karakterinin gereği olduğunda şüphemiz yok.</p>
<p>Ey dost, kaç bahar gelip geçti biz hep hazandayız ama, düşe-kalka olsa da hep izindeyiz. Gel bizi bir kere daha sevindir. Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla nâmını âleme tam duyuracak demdeyiz. Dünya Sen’in dünyan –müsaade buyurursan dünyamız da diyeceğim- bu dünya ışığa hasret gidiyor. Bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle, yolların hakkını veremesek de hep yollardayız. Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız sevgili Sen’sin; gel son kez içimize doğ ki gönüllerimiz ışıkla dolsun ve ufuklarımızı saran şu upuzun geceler savulup gitsin; yerlerini gündüzlere bıraksın&#8230;</p>
<p>Gözlerimiz tulûunun emarelerini görmese de, tadın, lezzetin, kokun daha şimdiden hemen hepimizi mest etti. Gel bizi yeniden arkana al ki, ışığın ruhlarımıza vursun.. Sen <em>“Sâyesi yere düşmez bir nahl-i Tûr’sun / Mihr-i âlemgîrsîn baştan ayağa nûrsun.” </em>(Itrî). Mesajın nur, düşüncen nur, ufkun nur, her yanınla pürnursun; aç yüzünden nikâbını cihanlar nurla dolsun ve her yanda nâmın duyulsun.</p>
<p>Ey yüce dost, söylenen sözler bir naat değil, sevgili kapısında mırıldanan serenat da değil; özü hasret, ruhu hicran kapı kuluna ait ritimsiz bir feryattır, bir feryâd-ı mutâddır.</p>
<p><strong>Kırık Testi arşivinden </strong></p>
<p><strong>02.03.2009</strong></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/viladetin-cagristirdiklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O&#8217;nun için var olmak</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/onun-icin-var-olmak.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/onun-icin-var-olmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 12:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Neden Hz Yakup yanında onca evladı varken illa Yusuf diye ağlayıp gözlerini kör eyledi. Sevgi sadece evlat sevgisi ise bu sevgiyi kendine yaşatacak hiç mi evladı yoktu.. diğer evlatları ona bu evlat sevgisini veremez miydi.. bir sevgi uğruna hele ki yanında bu sevgiyi giderecek başka kişiler olduğu halde gözler körleştirilebilir miydi.. ve Yusuf&#8217;un geleceği bilinmediği [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/bismillah___name_of_the_god_by_kenanhudabi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-119" title="bismillah___name_of_the_god_by_kenanhudabi" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/bismillah___name_of_the_god_by_kenanhudabi.jpg" alt="bismillah   name of the god by kenanhudabi Onun için var olmak" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Neden Hz Yakup yanında onca evladı varken illa Yusuf diye ağlayıp gözlerini kör eyledi. Sevgi sadece evlat sevgisi ise bu sevgiyi kendine yaşatacak hiç mi evladı yoktu.. diğer evlatları ona bu evlat sevgisini veremez miydi.. bir sevgi uğruna hele ki yanında bu sevgiyi giderecek başka kişiler olduğu halde gözler körleştirilebilir miydi.. ve Yusuf&#8217;un geleceği bilinmediği halde geleceğine dair bu kadar ümit beslenir miydi..</p>
<p>Neden Mecnun illa Leyla deyip çöllere düştü. Mecnun için başka bir sevgili bulunamaz mıydı.. Hiçbir kız Leyla&#8217;nın verdiğini veremez miydi Mecnun&#8217;a.. Eğer istek sadece dünya ise o çölde Leyla&#8217;dan daha güzelleri vardı.. yok eğer istek hem dünya hem ahiret ise o çölde yine bunu Mecnun&#8217;a verecek kızda vardı.. ama Mecnun illa neden Leyla diye çöllerde idi.. Neden Leyla&#8217;nın artık dünyadan göçtüğünü öğrendiği halde onu unutup gitmek yerine gidip Leyla&#8217;nın tabutuna uzanıp onsuz hayatı kendisine haram eyleyip o canı verenden ölümü istedi. Ve canı veren onun isteğini kabul edip o canı Leyla&#8217;sız dünyada bırakmadı..</p>
<p>Neden Bülbül Gül için ağlayıp durdu hep.. Gül&#8217;ün dikenlerinin her seferinde vücuduna batıp kendisine acı vereceğini bildi halde neden Bülbül hala güle konmaya gülü koklamaya devam etti. Bülbül için gül sadece bir çiçekse eğer gülün verdiği çiçekliği verecek bir çok çiçek vardı şu dünyada.. ama bülbül neden hiçbir çiçeği görmeden ısrarla gül için ağlayıp güle konup gülü kokladı..</p>
<p>Zannediyor musunuz ki Yakup için Yusuf sadece bir evlattı&#8230;</p>
<p>Zannediyor musunuz ki Mecnun için Leyla sadece bir sevgili idi&#8230;</p>
<p>Zannediyor musunuz ki Bülbül için Gül sadece bir çiçekti&#8230;</p>
<p>Eğer sadece Yakup için evlat.. Mecnun için sevgili.. Bülbül için çiçek olsaydı anlam</p>
<p>Ne Yusuf için gözler kör edilirdi&#8230; ve gelene kadar dünyaya küsülürdü..</p>
<p>Ne Leyla için çöllere düşülür ölümü ile ölünürdü..</p>
<p>Ne de Gül için onca dikenine rağmen gözyaşı dökülür ve hala üzerine konulup kokusu koklanırdı&#8230;</p>
<p>Bunu anlamak için Yakup olmak lazım.. sadece Yakup olmak değil Yusuf gibi evlat sahibi olmak lazım&#8230; bu da yetmez.. en önemlisi yakup gibi sevmek lazım.. ve Yusuf&#8217;un yokluğunda gözleri dünyaya körleştirecek sevgi lazım&#8230;</p>
<p>Bunu anlamak için Mecnun olmak lazım.. sadece Mecnun olmak değil Leyla gibi bir sevgili lazım.. ve Mecnun gibi sevmek lazım.. Leyla&#8217;sı Mevla&#8217;ya ulaştığında onunla Mevla&#8217;ya gitmeye hazır olmak lazım.. bu sevgiyi yüreğine canına işlemek lazım ki sevgi ve sevgili gittiğinde canı da onunla gitsin ki sevgili olmadığında o da olmasın..</p>
<p>Bunu anlamak için Bülbül olmak lazım.. sadece bülbül olmak değil Gül gibi bir çiçek lazım.. ve Gül&#8217;e bülbül gibi özlem duymak lazım.. koklamaya geldiğinde batan dikenlere katlanmak ve akan kanı görmemek lazım&#8230;</p>
<p>Yusuf gelmeden kim açabilirdi Yakub&#8217;un gözlerini..<br />
Leyla ölünce kim yaşatabilirdi Mecnun&#8217;u..<br />
Gül&#8217;ü koklarken akan kanın kan olmadığını kim anlatabilirdi Bülbül&#8217;e..</p>
<p>Tek bir olan biri&#8230;</p>
<p>Yakub&#8217;unda.. Mecnun&#8217;unda.. Bülbül&#8217;ünde Rabbi olan ALlah<br />
Yusuf&#8217;unda.. Leyla&#8217;nında.. Gül&#8217;ünde Rabbi olan Allah</p>
<p>İşte her şey tek bir şeyde cevap buluyor..<br />
İşte her şey tek bir şeyde son buluyor..</p>
<p>O hükmü kestiyse.. O hükmü yazdıysa</p>
<p>Artık ne göz açılabilir O izin vermeden<br />
Artık ne can hayatta kalabilir O canı vermeden<br />
Artık ne akan kan durabilir O durdurmadan</p>
<p>Sonu yok bu sevdanın O sonu kesmeden<br />
Açıklaması yok bu sevdanın sevdayı gönle yerleştiren açıklamasını yapmadan</p>
<p>İşte her şey tek bir şeyde cevap buluyor..<br />
İşte her şey tek bir şeyde son buluyor..</p>
<p>Çünkü bu cevabı bulunca tüm sorular en güzel cevaba ulaşıyor<br />
Çünkü bu sonu bulunca en güzel başlangıç oluyor<br />
Çünkü O&#8217;nu bulunca kayıplar en güzel kazanç oluyor..</p>
<p>İşte körleşmek.. aslında kayıp ama en güzel kazanç oldu O&#8217;nunla..<br />
İşte ölüm&#8230; yokluk gibi aslında ama en güzel varlık oldu O&#8217;nunla..<br />
İşte kan.. en büyük acı aslında ama en güzel koku oldu O&#8217;nunla..</p>
<p>Yakup&#8230; ne güzel oldu Yusuf ile&#8230;.<br />
Mecnun&#8230; ne güzel oldu Leyla ile..<br />
Bülbül&#8230; ne güzel oldu Gül ile..</p>
<p>Aslında hepsi en güzel bir güzel ile güzel oldu MEVLA ile&#8230;</p>
<p>O&#8217;nun için yaşamak.. O&#8217;nun için sevmek.. O&#8217;nun için olmak&#8230;</p>
<p>İşte her şey tek bir şeyde cevap buluyor..<br />
İşte her şey tek bir şeyde son buluyor&#8230;</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/onun-icin-var-olmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslâm&#8217;ın ve İmanın Has Hizmetkârları Kimlerdir?‏</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/islamin-ve-imanin-has-hizmetkarlari-kimlerdir%e2%80%8f.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/islamin-ve-imanin-has-hizmetkarlari-kimlerdir%e2%80%8f.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 08:31:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[DİNİN has hizmetkârları hangi değer ve kavramlar için çalışırlar? Bunları izninizle saymak istiyorum. Birincisi: İmandır. Has hizmetkâr, insanları ebedî felâket olan küfür, inkâr ve şirkten kurtarmak için bu hizmeti verir. Dikkat buyrulsun: Hiçbir hizmetkâr doğrudan doğruya kendisi iman veremez ama insanların imanlı olması için çalışır, çabalar. İkinci madde: Tashih-i itikadtır. Kişinin hem iman etmesi, hem [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/allah_akbar.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-105" title="allah_akbar" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/allah_akbar.jpg" alt="allah akbar İslâmın ve İmanın Has Hizmetkârları Kimlerdir?‏" width="300" height="225" /></a></p>
<p><strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">DİNİN</span></strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;"> has hizmetkârları hangi değer ve kavramlar için çalışırlar? Bunları izninizle saymak istiyorum.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Birincisi:<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> İmandır.</span></strong> Has hizmetkâr, insanları ebedî felâket olan küfür, inkâr ve şirkten kurtarmak için bu hizmeti verir. Dikkat buyrulsun: Hiçbir hizmetkâr doğrudan doğruya kendisi iman veremez ama insanların imanlı olması için çalışır, çabalar.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">İkinci madde:<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> Tashih-i itikadtır.</span></strong> Kişinin hem iman etmesi, hem de inançla ilgili temel bilgilerin doğru olması gerekir.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Üçüncü madde:<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> İslâm</span></strong> için çalışmaktır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Dördüncü madde:<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> Kur&#8217;ân hakikatleri</span></strong> için çalışmak, insanların Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;i Kitabullah ve düstur olarak  kabul etmeleri için ne gerekiyorsa onları yapmak.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Beşincisi:<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> Resulûllah&#8217;ın </span></strong>(Sallallahu aleyhi ve sellem) <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">Sünneti</span></strong> için çalışmak.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Altıncısı: <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">Şeriat</span></strong> için çalışmak. Şeriat, sözlük ve ansiklopedilerde yazılı olduğu üzere; Kur&#8217;ân&#8217;dan, Sünnetten, icmâ-i ümmetten çıkartılmış islâmî bilgi ve hükümlerin tamamına verilen isimdir. Din ve Şeriat müterâdiftir, özdeştir, aynı mânâya gelir. Şeriatı tahkir eden dinden çıkar.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Yedincisi:<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">Ümmet</span></strong> için çalışmaktır. Ümmet, Yüce Allah&#8217;ın Müslümanların oluşturduğu topluluğa vermiş olduğu şerefli bir isimdir. Henüz Müslüman olmamış olan insanlar da ümmet-i dâvettir.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Sekizincisi:<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> İmamet-i Kübra,</span></strong> Müslümanların birliği için çalışmaktır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Dokuzuncusu: <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">İslâm ahlâkı </span></strong>için çalışmaktır. Ahlâk boyutu olmazsa dinî hayat eksik kalır. Peygamber yüksek ahlâkı tamamlamak için gönderilmiştir.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Onuncusu:<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> Dâvet ve tebliğdir.</span></strong> Yani Allah&#8217;ın ve Resulünün buyruklarına uygun olarak imanı, İslâm&#8217;ı, Kur&#8217;ânî hakikatleri, Şeriatı, İslâm&#8217;ın ahlâk temellerini halka, en uygun şekilde anlatmak ve öğretmektir.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Onbirincisi:<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> Emr bi&#8217;l-mâruf ve nehy &#8216;ani&#8217;l-münkerdir.</span></strong> Yani, Kur&#8217;ân&#8217;a ve Sünnete uygun şekilde iyiliği desteklemek, kötülüğü kösteklemektir.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">İşte İslâm dininin has hizmetkârları öncelikle bu onbir değer ve kavram için çalışır, gayret gösterirler.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Bu hizmetler nasıl yapılır:</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">1. İhlâsla:</span></strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;"> Has hizmetkâr para için, dünya için, nefsi için çalışmaz. İhlâsla çalışır. Ücretini ve mükafatını yaratıklardan beklemez ve istemez, Yaratan&#8217;dan bekler. Geçimine yetecek kadar maaş verilirse alabilir. Verilmezse istemez. Her hâl ü kârda az ücretle iktifa eder (yetinir). İslâm&#8217;ı ve mukaddesatı zengin olmak, köşeyi dönmek, şahsî nüfuz ve prestij kazanmak, meşhur olmak, güçlü olmak için âlet, istihdam ve istismar edenler (sömürenler) has hizmetkâr değildir. Onlar münafık, fâsık, fâcir sahtekârlardır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">2. İlimle, kültürle, irfanla, hikmetle.</span></strong></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">3. Salih amelle, </span></strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">yani propagandasını, dâvet ve tebliğini yaptığı şeyleri kendi hayatına uygulayarak.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">4. Her türlü fitne ve fesattan, </span></strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">âşikâre (açıkça) ve küstahça işlenen günahlardan uzak durarak.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">5. Hem<strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';"> müjdeleyerek,</span></strong> hem <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">uyararak.</span></strong></span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">6. Ucu Resullerin Seyyidine (Salat ve selâm olsun O&#8217;na) dayanan silsileleri ve icazetleri olan <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">hakikî ulemâya, kâmil mürşidlere ve rehberlere bağlı olarak.</span></strong></span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">7. İslâm&#8217;ın has hizmetkârı <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">Ümmet şuuruna</span></strong> sahiptir. Kendisinde bu şuur yok, cemaat ve hizip asabiyeti var, böylesi has hizmetkâr olamaz.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">8. Has hizmetkâr, Allah katında üstünlüğün ancak <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">takva</span></strong> ile olduğunu bilir. Takvalı olmak için de ilim ve ahlâk lazımdır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">9. Altın Buzağıya tapan, nefislerini put haline getirmiş olan dünyaperest cahiller ve gafiller, İslâm&#8217;ın has hizmetkârlarını görünce onları deli sanırlar.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">10. Has hizmetkâr, ezelde Allah ile yapmış olduğu <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">ahdü misakın, </span></strong>Peygambere olan <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">biatın </span></strong>şuuruna sahip olmalıdır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Şimdi hatıra şu soru gelebilir: Birtakım hizmetkârlar, şu veya bu tarikat, cemaat, topluluk, hizip ve fırka için de çalışıyor. Onlar has hizmetkâr değil midir? Cevap:</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Yukarıda arz ettiğim hususlar, hasletler, sıfatlar onlarda varsa İslâm&#8217;ın ve İmanın has hizmetkârlarıdır. Yoksa, şu veya bu cemaatin, sektin ve tarikatın hizmetkârlarıdır. Bu ikinci şıkkın da şıkları vardır:</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">A. İtikadı sahih olmak.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">B. Maazallah itikad, görüş, anlayış yanlışlıklarına saplanmış bulunmak.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Nazik bir soru: Risale-i Nur&#8217;a hizmet edenler hangi sınıftandır?</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Cevap: Bendeniz Üstad hazretlerinin ve etrafındaki has hizmekârların zamanına yetiştim. Onlar hasbeten lillah, muhlisen lillah, garazsız ivazsız İslâm, İman, Kur&#8217;ân, Sünnet, ahlâk-ı islâmiye için çalışırlardı. Zamanımızda aynı yolda olan Risale-i Nur hizmetkârları İslâm&#8217;ın has hizmetkârlarıdır. Bu yoldan sapmışlarsa değildirler.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Tarikat hizmetkârları hangi çeşit hizmetkârlardır?</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Yukarıda sayılan değer ve kavramlar için hizmet veriyorlarsa İslâm ve Kur&#8217;ân hizmetkârlarıdır. Bunları ön planda tutmuyor, sadece tarikat ve şeyh için çalışıyorlarsa tarikat ve şeyh hizmetkârlarıdır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Başka bir soru: İslâm&#8217;ın temel inançlarına ve kesin hükümlerine tamamen aykırı inanç ve görüşlere sahip kişiler Dinin has hizmetkârı sayılır mı?</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Sayılmaz. &#8220;İslâm&#8217;dan başka da hak din vardır&#8230;Gayr-i Müslimler de ehl-i necat ve ehl-i cennettir&#8230; Bu devirde üç ibrahimî din vardır&#8230; Tevhid ve Teslis esasta birdir&#8230;&#8221; gibi din dışı inanç ve görüşlere sahip kişiler mensup oldukları sektin hizmetkârıdır, İslâm&#8217;ın değil.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Müslümanların yeterli sayıda ve yeterli derecede ilmi, irfanı, kültürü, ahlâkı olan has hizmetkârlar yetiştirmesi şarttır, farzdır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Bu amaçla, dünyanın hür ve müsait bir ülkesinde bir <strong><span style="font-family: 'Helvetica','sans-serif';">&#8220;İlim, Tebliğ, Dâvet ve İrşad Medresesi&#8221;</span></strong> kurulması gerekir.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">(Yazmaya lüzum yok ama yine de belirteyim:İslâm&#8217;ın has hizmetkârı olmak gibi bir iddiam yoktur. Böyle bir şerefe ve rütbeye sahip değilim.)</span></strong></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Sokaklara Taşan Hayâsızlık</span></strong></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">UMUMA</span></strong><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;"> açık yerlerde ahlâk ve terbiye bakımından kantarın topuzunu kaçırmış vaziyetteyiz.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Tramvaylarda, otobüslerde, diğer toplu taşıma araçlarında herkesin ortasında edepsizlik ve hayâsızlık yapılıyor. Ne resmî makamlar buna mani oluyor, ne de halk gereken tepkiyi gösteriyor.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Gidin, büyük şehirlerdeki jinekologlarla (kadın hastalıkları, doğum uzmanlarıyla)görüşün, bakın size neler neler anlatacaklar. Dinlerken yerin dibine geçeceksiniz.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Toplum seks manyağı haline getirilmek isteniyor.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Büluğa erme yaşı kızlar için sekize, erkek çocuklar için ona inmiştir. Bu bir biyolojik yıkımdır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Büyük medya halkın ahlâkını ve iffetini yıkmaya çalışıyor.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Hayâ şişeleri taşa vurulmuştur.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Türkiye bir İslâm ülkesidir. Türkiye bu kadar ahlâksızlığı, iffetsizliği, hayâsızlığı, laubaliliği kaldırmaz.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Avrupa normları, Avrupa standartları diye diye bir tür intihar sergiliyoruz.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Edepsizliğin de bir sınırı vardır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Ahlâksızlığın da raconu vardır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Tıklım tıklım dolu bir tramvay vagonu&#8230; On yedi en sekiz yaşlarında bir çift herkesin ortasında utanmadan, sıkılmadan, hayâ etmeden öpüşüp duruyorlar&#8230; Onların buna hakkı yoktur. Kalabalık içinde küçük çocuklar var, hayâlı ve terbiyeli vatandaşlar var, namuslu ve şerefli insanlar var. Onlar rahatsız ve tedirgin oluyor, sıkılıyor.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">İki kendini bilmez serserinin hürriyeti için bunca vatandaşın huzuru bozulamaz.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Böyle giderse, umuma açık yerlerde daha başka şeyler de yapılacaktır. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">İnsanlarla köpekleri ayıran edep, ahlâk, fazilet ölçüleri vardır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Dört duvar ardında, gözlerden uzak ne halt ederlerse etsinler, lakin halkı rahatsız etmesinler.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Bir evde toplanıp dinî kitap okuyan, zikrullah yapan mâsum Müslümanlara gerici diyen, onları rahatsız eden, onların hürriyetlerini çiğneyen zihniyet niçin açık edepsizliklerle, meydanlara taşmış hayâsızlıklarla mücadele etmiyor?</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Edepsizliğin de bir hududu vardır.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%;"><span style="font-size: 9pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #333333;">Öyle bir azaptan ve musibetten korkunuz ki, sadece kötülere gelmez, umuma gelir.</span></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/islamin-ve-imanin-has-hizmetkarlari-kimlerdir%e2%80%8f.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

