<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ensevgiliye &#187; Peygamber Efendimiz</title>
	<atom:link href="http://www.ensevgiliye.net/category/peygamber-efendimiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ensevgiliye.net</link>
	<description>yeniden ve yenilenerek...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Dec 2009 12:49:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Hz. Muhammed ve dünya zenginlikleri</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/hz-muhammed-ve-dunya-zenginlikleri.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/hz-muhammed-ve-dunya-zenginlikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 14:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=366</guid>
		<description><![CDATA[      Aslına bakılacak olursa onlar da Hz. Muhammed (sav)&#8217;in, Allah&#8217;ın hak peygamberi olduğunu anlıyor, biliyor ve fakat daha önceki siyasi ve iktisadi hâkimiyetleri zarar görecek korkusuyla, bir de alışmış oldukları gayr-ı ahlâkî davranışları artık sergileyemeyecekleri endişesiyle bu hak davete karşı çıkıyorlardı.   &#8220;Ey Rasûlüm Muhammed, de ki: &#8220;Size, ‘Allah&#8217;ın hazineleri benim yanımdadır&#8217; demiyorum. [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Mohammad_PBUH_by_Noorahimi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-367" title="Mohammad_PBUH_by_Noorahimi" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Mohammad_PBUH_by_Noorahimi.jpg" alt="Mohammad PBUH by Noorahimi Hz. Muhammed ve dünya zenginlikleri" width="300" height="210" /></a></p>
<p> </p>
<table style="width: 99.29%; height: 46px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td style="border-bottom: 3px solid; border-left: medium none; border-top: 1px solid; border-right: medium none;" width="100%" bordercolor="#800000"><span style="font-family: verdana, geneva; color: #800000;"></p>
<div><span style="font-family: verdana, geneva; color: #800000;"> </span></div>
<div><span style="font-family: verdana, geneva; color: #800000;"> </span></div>
<div><span style="font-family: verdana, geneva; color: #800000;">Aslına bakılacak olursa onlar da Hz. Muhammed (sav)&#8217;in, Allah&#8217;ın hak peygamberi olduğunu anlıyor, biliyor ve fakat daha önceki siyasi ve iktisadi hâkimiyetleri zarar görecek korkusuyla, bir de alışmış oldukları gayr-ı ahlâkî davranışları artık sergileyemeyecekleri endişesiyle bu hak davete karşı çıkıyorlardı.</span></div>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p><strong><em>&#8220;Ey Rasûlüm Muhammed, de ki: &#8220;Size, ‘Allah&#8217;ın hazineleri benim yanımdadır&#8217; demiyorum. Ben gaybı da bilmem ve size, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben ancak bana vahyolunana tabi olurum.&#8221; De ki: &#8220;Hiç kör ile gören/basîret sahibi bir kimse bir olur mu? Hiç tefekkür etmiyor musunuz?&#8221;</em> (En&#8217;âm, 50)</strong></p>
<p>İbn Abbâs&#8217;tan rivayete göre Mekkeli müşrikler, Hz. Peygamber&#8217;le alay etme ve onu küçümseme/O&#8217;nu insanların gözünden düşürme sadedinde: &#8220;Ey Muhammed, görüyoruz ki Allah&#8217;ın peygamberi olduğunu iddia ediyorsun ama çok fakirsin. O Allah&#8217;ına söylesen de sana bir hazine indirse, böylece zengin olsan. Görüyoruz ki açsın, yiyecek bir şey bulmakta zorlanıyorsun, ilâhına dua etsen de sana bir bahçe verse, ondan yiyip içsen.&#8221; dediler de bu âyet-i kerime nazil oldu (Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, I,362).</p>
<p>Hz. Peygamber (sav)&#8217;in getirdiği Hak Din&#8217;i kabul etmemekte direnen müşrikler O&#8217;na ve getirdiği nizama karşı gelmekle yetinmemişler; insanların O&#8217;nu tasdikini engellemek için de ellerinden geleni yapmışlardır. Hem sapmışlar/dalâlette kalmışlar, hem de bu sapıklıklarına ortaklar bulmak için çabalamışlardır. Aslına bakılacak olursa onlar da Hz. Muhammed (sav)&#8217;in, Allah&#8217;ın hak peygamberi olduğunu anlıyor, biliyor ve fakat daha önceki siyasi ve iktisadi hâkimiyetleri zarar görecek korkusuyla, bir de alışmış oldukları gayr-ı ahlâkî davranışları artık sergileyemeyecekleri endişesiyle bu hak davete karşı çıkıyorlardı.</p>
<p>Bu âyet-i kerimede ifade olunan tavırları da O&#8217;nu insanların gözünde küçük düşürmeye ve insanların O&#8217;nun etrafından uzaklaşmalarını sağlamaya yönelik bir propagandadan ibaretti. Aslında Hz. Peygamber, ailesinden tevarüs ettiği bir asalet ve zenginliğe sahiptir; yoksul birisi değildir. Abdülmuttalib ailesi, Mekke&#8217;nin fakir ailelerinden değildir. Fil vak&#8217;asından hatırlanacağı üzere Fil ordusu, Mekkelilerin develerini sürüp götürdüğü zaman onların içinde Abdülmuttalib&#8217;in 200 devesi vardı ki o günki ekonomik şartlarda bu, hiç de küçümsenecek bir servet değildir.</p>
<p> </p>
<table style="width: 99.29%; height: 46px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td style="border-bottom: 3px solid; border-left: medium none; border-top: 1px solid; border-right: medium none;" width="100%" bordercolor="#800000"><span style="font-family: verdana, geneva; color: #800000;"></p>
<div><span style="font-family: verdana, geneva; color: #800000;">Peygamberin işi, dünya zenginliği peşinde koşmak değildir. O&#8217;nun ümmetinin de düşüncesi, gayreti, çabası dünya zenginliklerini ele geçirmek olamaz</span></div>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Hal böyle olduğu halde Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber&#8217;e &#8220;Hem gerçek ve yegâne ilâh olduğunu iddia ettiğin bir ilâhın insanlara gönderdiği bir elçi olduğunu, o ilâhı temsil ettiğini söylüyorsun, hem de bizden bir farkın yok. Yemek içmek için sen de bizim gibi çalışmak zorunda kalıyorsun. Bu ne biçim peygamberlik, bu ne biçim ilâh ki peygamberini çalışmak zorunda bırakıyor!&#8221; diyorlar.</p>
<p>Onların tasavvurundaki peygamber ile gerçek hayattaki peygamber tabii ki aynı değil. Onlar, bu iddiaları ile Peygamber&#8217;e, insanüstü vasıflar yüklüyor; peygamberin, kendileri gibi bir beşer olmasını akıllarına sığdıramıyorlar. Başka bir ifadeyle peygambere bir çeşit ulûhiyyet yüklüyorlar. İlâhla peygamberi birbirine karıştırıyorlar. Bunda, ticaret kervanlarıyla ulaştıkları ve ilişki kurdukları Hristiyanların Hz. İsa&#8217;ya ulûhiyyet yüklemiş olmalarının da tesiri olmalıdır.</p>
<p>Burada akla başka bir ihtimal daha geliyor: Belki de Mekkeli müşriklerin, peygamberlik müessesesi hakkında çevrelerindeki Yahudilerden öğrendikleri bir takım bilgileri var; meselâ Hz. Davud&#8217;un, Hz. Süleyman&#8217;ın zenginliği ve hükümranlığını duymuşlar ve Hz. Peygamber (sav)&#8217;in de onlar gibi hazinelere sahip olmasını öngörebiliyorlar.</p>
<p>Her iki halde de Mekkeli müşriklerin, Hz. Peygamber&#8217;le istihfafları, alayları ve peygamberlik müessesesi hakkında gerçek ve doğru bilgiden uzak oldukları açıktır.</p>
<p>Buna karşı Allah Tealâ, Hz. Peygamber&#8217;e, onlara peygamberlik hakkında doğru bilgileri öğretmesini emrediyor: &#8220;Ey Rasûlüm, o cahil müşriklere söyle ve öğret: Sen elbette Allah&#8217;ın peygamberisin. Allah&#8217;ın, insanlara gönderdiği elçi, söylediklerini yaşayabilmesi ve getirdiği sistemi bir insan olarak uygulayabilmesi için herşeyden önce muhatabları gibi bir insan, bir beşer olması lâzımdır. Onda, Allah&#8217;ın vahyine mazhar olması dışında bir insanüstülük yoktur. İnsanların bilmedikleri şeyleri söylemesi de işte bu vahiy sayesindedir. Kendisine vahyolunan bilgiler dışında siz insanlar neleri biliyorsanız peygamber de sadece onları bilir. Sade bir insan, aklı ile nasıl hükmederse peygamber de vahiy olmadığı yer ve zamanlarda aklı ile hükmeder ve o aklı ile kazandığı bilgilere göre davranır. Allah Teala, mal ve mülkünde tasarrufu kendisi dışında hiç kimseye vermiş değildir. Hattâ peygamberler elinde meydana gelen mucizeler dahi peygamberlerin işi değil. Allah dilemez ve yaratmazsa peygamber, mucize bile gösteremez. O halde gerçek tevhide ulaşmak isterseniz bütün varlık âleminin sadece ve yegâne Allah&#8217;a ait olduğunu ikrar ve kabul etmeniz gerekir.&#8221;</p>
<p>Bu âyet-i kerimedeki &#8220;<em>Size, ‘<strong>Allah&#8217;ın hazineleri benim yanımdadır&#8217; demiyorum.&#8221;</strong></em> ifadesi Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber&#8217;den, Allah&#8217;tan kendisi için bir zenginlik istemesi teklifleri yanında Efendimiz&#8217;den &#8220;Safa tepesini kendileri için altına çevirmesini istemeleri&#8221;ne de bir cevaptır.</p>
<p> </p>
<table style="width: 99.29%; height: 46px;" border="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td style="border-bottom: 3px solid; border-left: medium none; border-top: 1px solid; border-right: medium none;" width="100%" bordercolor="#800000"><span style="font-family: verdana, geneva; color: #800000;"></p>
<div><span style="font-family: verdana, geneva; color: #800000;">Bir de O peygambere eğer iman edilecekse dünyevi menfaatler düşünülerek, dünyalık elde etmek için olmamalıdır. Peygamber, Allah&#8217;ın hazinelerinin dağıtıcısı olmadığına göre O&#8217;nun getirdiğine imanın gayesi, geçici olan dünyalığı elde etmek gibi değersiz bir şey olmamalı; iman eden, imanı ile her iki dünya mutluluğunu hedefleyerek en yüce olana gözünü dikmeli.</span></div>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Peygamberin işi, dünya zenginliği peşinde koşmak değildir. O&#8217;nun ümmetinin de düşüncesi, gayreti, çabası dünya zenginliklerini ele geçirmek olamaz. Onlar, dünyayı imar ve insanlığın kalplerini imana açma/fethi gerçekleştirme yolunda ihlâsla çabaladıklarında dünya zenginlikleri kendiliğinden onların ayaklarına gelir. Peygamber, dünya zenginliklerinin kulu kölesi olmaz, ümmeti de. Tabiidir ki bunu, Hz. Peygamber ve O&#8217;na inanan Müslümanlar dünya zenginliklerini elinin tersiyle iter, kabul etmez şeklinde anlamamak gerek. Elbette dünya nimetleri, dünya zenginlikleri kafirlerden önce mü&#8217;minlerin hakkıdır. &#8220;De ki Allah&#8217;ın, kulları için çıkardığı/yarattığı zineti ve tertemiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar dünya hayatında mü&#8217;minler içindir. Ahrette ise sadece onlara mahsustur&#8230;&#8221; (A&#8217;raf, 32) ayet-i kerimesi önlerinde dururken gerek Hz. Peygamber&#8217;in, gerekse O&#8217;nun getirdiği Hak dinin mü&#8217;minlerinin dünya nimetleri ve zenginliklerini istememezlik gibi bir durumları olmaz. Ama kafirlerden önemli bir farkları var: Onlar, dünya malının ve zenginliğinin kölesi olmazlar, kalpden onlara bağlanmazlar; bunların gerçek sahibinin Allah olduğu, kendilerinin ise bir emanetçi olduğu şuuruyla dünya malında tasarrufta bulunurlar. İşte bu manada dünya malı, mülkü, zenginliği O Peygamber&#8217;in kalbinde yer tutmamış; vazifesini yerine getirmeye ve kulluğuna engel olmamıştır. Dünya malına değer vermemede Hz. Peygamber, ümmetinin nümune-i imtisalidir. O, dünya hazineleri eline geçtiğinde, onların bir gece dahi elinde ve evinde kalmasına razı olmaz ve onu hemen o gün ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı. Zaman zaman eşlerinden gelen dünyalık talepleri Efendimiz (sav)&#8217;i o kadar rahatsız etmişti ki sonunda &#8220;<strong><em>Ey Peygamber, eşlerine söyle: &#8220;Eğer dünya hayatını ve süsünü istiyor idiyseniz gelin onlarla sizi faydalandırayım ve sizi güzel bir şekilde serbest bırakayım/boşayayım. Ama eğer Allah&#8217;ı, Rasulünü ve ahret yurdunu istiyor idiyseniz bilin ki Allah, sizlerden ihsan sahibi olanlar için çok büyük mükafatlar hazırlamıştır.</em></strong>&#8221; (Ahzab, 28-29) ayetleri nazil oldu. Dolayısıyla Hz. Peygamber nasıl dünya hayatına değer vermemişse, O&#8217;nun eşleri de, ümmeti de dünya malına, zenginliğine hak ettiğinden fazla bir değer atfetmez.</p>
<p>İşte bu ayet-i kerimede Hz. Peygamber&#8217;in dünya zenginliklerine sahip olmasını düşünen müşriklerin bu yanlış inancı düzeltiliyor ve peygamberlik müessesesinin ne olduğu müşriklere ve onlar gibi düşünenlere bildiriliyor: &#8220;Peygamber de sizin gibi bir insandır, melek değildir, gerçek sahibinin Allah olduğu hazineler O&#8217;nun değildir ki dilediğine dilediği gibi dağıtsın. Allah&#8217;ın kendisine vahiyle bildirdikleri dışında o, gaybın bilgisine de sahip değildir. Menfaatin, mazarratın, zenginliğin, fakirliğin nerede olduğu bilgisine de ancak sizin kadar sahiptir. Bunun yanında bir de dünya malı onun kalbinde yer etmez. O&#8217;nun tek düşüncesi Hakk&#8217;ı tebliğ etmek, insanlara ulaştırmak, insanları cehaletten kurtarmak ve onları ilimle zenginleştirmektir. O, malı, mülkü, zenginliği gerçek sahibine nisbet eder ki Allah Teala&#8217;dır. İnsanları, hazinelerinden bol bol vermek suretiyle zengin kılan da, bir sebebe ve hikmete bağlı olarak vermemek suretiyle fakir kılan da Allah&#8217;dır. Peygamber&#8217;in bunda bir dahli yoktur. Sizin Allah&#8217;a dua ederek isteklerinizi O&#8217;ndan istediğiniz gibi peygamber de ihtiyaçlarını, isteklerini duasıyla Rabbı olan Allah&#8217;a iletir, sadece ve sadece O&#8217;ndan ister. Allah Teala da dilerse verir, dilerse mahrum bırakır.&#8221;</p>
<p>Peygamberliğin ne olduğu, ne olmadığı bilgisinden sonra Allah Teala, aslında burada verilen bilgilerin akl-ı selim sahipleri tarafından bedihi/açık olarak bilinen hakikatler olduğunu, ancak kafirlerin ve müşriklerin bunları, sırf bir inatla kabule yanaşmadıklarını bir temsil ile haber veriyor: <strong><em>De ki: &#8220;Hiç kör ile gören/basîret sahibi bir kimse bir olur mu? Hiç tefekkür etmiyor musunuz?&#8221;</em></strong> Müşrikler eğer hastalıklı değil de sağlıklı bir kalbe, hak ile inatlaşmayan bir akla sahip olsalardı bu hakikatleri de inkar etmez; bunlar içinde özellikle gönderdiğimiz hakk peygamber ile inatlaşmaz, hemen O&#8217;nun getirdiği hakka tabi olur ve peygamberlerinden olur olmaz isteklerde bulunmazlardı.</p>
<p>Buradaki &#8220;<strong><em>kör</em></strong>&#8221; herhalde müşrikler ile onların zihniyetinde olanlarla genel olarak iman nurundan mahrum olanlar; &#8220;<strong><em>basiret sahibi</em></strong>&#8221; de Hz. Peygamber ile O&#8217;na tabi olup imanın nuru ile aydınlanmış olanlardır ki hadiselere imanın nuru ile baktıkları için basiret sahibidirler.</p>
<p>Hadiselere bakma, onları değerlendirme, lehine ya da aleyhine olduğunu idrak etmede imanın tesiri ve farkı çok açıktır. Beden ve beş duyu hakkında mü&#8217;min ile müşrik arasında bir fark yoktur. Her iki taifenin de başlarında iki gözü vardır. Ama hadiselere bakışları, değerlendirmeleri çoğu kere taban tabana zıttır. İşte bu zıtlık, birinin iman nuruna sahip olması ve iman nuru ile bakmasından, diğerinin de küfür ve şirk körlüğünün duyularını dumura uğratmasından ve onu bakar-kör haline getirmesindendir. Bunun içindir ki biz &#8220;Bakmak başka, görmek başka&#8221; diyoruz. Bir de &#8220;<strong><em>Her kime Allah bir nur vermemişse elbette onun için hiçbir nur/aydınlık yoktur.</em></strong>&#8221; (Nur, 40).</p>
<p>Bir de O peygambere eğer iman edilecekse dünyevi menfaatler düşünülerek, dünyalık elde etmek için olmamalıdır. Peygamber, Allah&#8217;ın hazinelerinin dağıtıcısı olmadığına göre O&#8217;nun getirdiğine imanın gayesi, geçici olan dünyalığı elde etmek gibi değersiz bir şey olmamalı; iman eden, imanı ile her iki dünya mutluluğunu hedefleyerek en yüce olana gözünü dikmeli. Aklı olan geçici, fani ve az olana razı olur mu?</p>
<p>Yine de en doğrusunu Allah bilir vesselam.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/hz-muhammed-ve-dunya-zenginlikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendimiz&#8217;in sabah-akşam ettiği dua</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/efendimizin-sabah-aksam-ettigi-dua.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/efendimizin-sabah-aksam-ettigi-dua.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 10:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=363</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İffet&#8221;; çirkin söz ve fiillerden uzak kalma, hayâ ve edep dairesinde bulunma, doğruluk, dürüstlük ve ahlâkî değerlere bağlılık üzere yaşama demektir. Aslı Arapça olan bu kelime, namuslu, şerefli ve ahlâklı olma halini ifade edecek şekilde dilimize de geçmiştir. Özellikle eski nesir ve nazımlarda, izzet ve haysiyetiyle yaşayan, çalıp çırpmayan, haramlardan sakınan ve namusunu koruma mevzuunda [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/mohammad5.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-364" title="mohammad5" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/mohammad5-292x300.jpg" alt="mohammad5 292x300 Efendimizin sabah akşam ettiği dua" width="292" height="300" /></a></strong></p>
<p><strong>&#8220;İffet&#8221;; çirkin söz ve fiillerden uzak kalma, hayâ ve edep dairesinde bulunma, doğruluk, dürüstlük ve ahlâkî değerlere bağlılık üzere yaşama demektir. Aslı Arapça olan bu kelime, namuslu, şerefli ve ahlâklı olma halini ifade edecek şekilde dilimize de geçmiştir.</strong></p>
<p><span id="ctl00_Contentplaceholder2_LtrDetay">Özellikle eski nesir ve nazımlarda, izzet ve haysiyetiyle yaşayan, çalıp çırpmayan, haramlardan sakınan ve namusunu koruma mevzuunda fevkalâde hassas davranan kimseler hakkında &#8220;afîf&#8221; tabiri kullanılagelmiştir.</p>
<p>İslâm ahlakçıları insanda üç temel duygunun bulunduğunu söylemiş; belli ölçüde de olsa hakikatleri görüp, fayda ya da zarar getirecek şeyleri birbirinden ayırma melekesine &#8220;kuvve-i akliye&#8221;; kin, hiddet, kızgınlık ve atılganlık gibi hislerin kaynağı sayılan güce &#8220;kuvve-i gadabiye&#8221;; arzu, iştiha ve cismânî hazların menşei kabul edilen duyguya da &#8220;kuvve-i şeheviye&#8221; demişlerdir. Kuvve-i şeheviye&#8217;nin, hayâ hissinden tamamen sıyrılarak her türlü cürmü işleyecek kadar kayıtsız kalma şeklindeki ifrat hâlini &#8220;fısk u fücûr&#8221;; helal nimet ve lezzetlere karşı dahi hissiz ve hareketsiz kalma durumunu da &#8220;humûd&#8221; olarak isimlendirmişlerdir. Kuvve-i şeheviye açısından istikamet ve itidal üzere bulunarak, meşru dairedeki zevk ve lezzetlere karşı istekli davranmanın yanı sıra gayr-i meşru arzu ve iştihalara iradî olarak kapalı kalma tavrını ise &#8220;iffet&#8221; kelimesiyle ifade etmişlerdir. Bu zaviyeden iffet, umumî manasıyla, iradenin gücünü kullanarak cismanî ve behimî arzuları kontrol altına almak, zinadan ve sefihlikten uzak durmak demektir.</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerim, iman edenlerin iffetli, hayâlı ve edep yerlerini koruyan insanlar olduklarını nazara vermiş (Mü&#8217;minûn, 23/5-7); iffetli yaşamanın mükâfatı olarak Allah&#8217;ın mağfiretini ve ahiret sürprizlerini müjdelemiştir. (Ahzâb, 33/35) Mevzunun önemine binaen kadınları ve erkekleri ayrı ayrı zikrederek bütün mü&#8217;minlere iffetli olmalarını ve iffetsizlik için bir giriş kapısı sayılan haram nazardan kaçınmalarını emir buyurmuştur (Nur, 24/30-31). Ayrıca, Hazreti Yusuf ve Hazreti Meryem gibi iffet abidelerini misal vererek inananlara hayâ ve ismet ufkunu göstermiştir.</p>
<p>Evet, Hazreti Yusuf (aleyhisselam), vezirin hanımından gelen bir günah çağrısı karşısında &#8220;Ya Rabbî! Bu kadınların beni dâvet ettikleri o işten zindan daha iyidir.&#8221; (Yusuf, 12/33) diyerek, iffetine toz kondurmaktansa senelerce hapiste yatmayı göze almış ve kıyamete kadar gelecek olan bütün ehl-i imana bir hayâ timsali olmuştur.</p>
<p>Cenâb-ı Allah&#8217;ın, &#8220;İffet ve namusunu gerektiği gibi koruyan Meryem&#8217;i de an. Biz ona rûhumuzdan üfledik, hem onu, hem oğlunu cümle âlem için bir ibret yaptık.&#8221; (Enbiya, 21/91) diyerek yücelttiği Hazreti Meryem de bütün insanlık için tam bir iffet örneğidir. Öyle ki, temiz ve nezih bir atmosferde, iffetli ve şerefli bir şekilde yetişen Meryem validemiz, o paklardan pak mahiyetiyle adeta mücessem iffet haline gelmiştir. Bundan dolayıdır ki, Hazreti İsa&#8217;nın doğumunu dile dolayanların yakışıksız sözleri karşısında bin bir ızdırapla, &#8220;Keşke bu iş başıma gelmeden öleydim, adı sanı unutulup gitmiş biri olaydım!&#8221; (Meryem, 19/23) diye inlemiştir.</p>
<p>Helal dairesi geniştir harama lüzum yoktur</p>
<p>İffetin bu umumî manasını hatırda tutmakla beraber, onu daha geniş ve şümullü olarak ele almak da mümkündür. Bediüzzaman Hazretleri&#8217;nin, &#8220;Helal dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.&#8221; şeklinde dile getirdiği ölçüye göre iffet, meşru daire içinde yaşayıp gayr-i meşru sahaya nazar etmeme, el uzatmama, adım atmama demektir. Dolayısıyla, iffetli bir insan, göz, kulak, el, ayak gibi bütün âzâların helal dairedeki lezzetleriyle iktifâ etmeli, hiçbir şekilde ve hiçbir yolla haram işlememeli, izzet ve haysiyetine dokunacak durumlardan da sakınmalıdır.</p>
<p>Bu açıdan, insanın kendi el emeği ve alın teriyle kazandığına razı olması, başkasının malına göz dikmemesi, daha çok kazanma ve daha rahat yaşama hırsıyla gayr-i meşru daireye el uzatmaması ve dilencilik yapmaması da iffetin ayrı bir yanıdır. Evet, insan kendi emeği ve alın teriyle geçimini sağlamalı, gerekirse inşaatlarda taş kırmalı, hamallık yapmalı ama asla başkalarına el açmamalıdır.</p>
<p>Evet, bu müstağni insanlar, kimseden karşılıksız bir şey kabul etmeyen, kimseye evvel ve âhir diyet ödeme mecburiyetinde kalmayan aziz ruhlardır. Halden anlamayanlar, izzet-i nefislerini korumayı açlığa tercih eden ve yokluklara katlanıp asla isteme zilletine düşmeyen bu insanları zengin zannederler. Aslında, dikkat edilse hallerinde fakirlik emareleri görülecektir. Fakat onlar kimseden bir şey isteyemezler, hele hele ısrarla ve bıktırırcasına hiç istemez ve kat&#8217;iyen dilencilik yapmazlar.</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz&#8217;in (aleyhi ekmelü&#8217;t-tehayâ) sabah-akşam tekrar ettiği dualardan biri, &#8220;Allah&#8217;ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliğiyle beraber başkalarına muhtaç olmayacak kadar rızık istiyorum.&#8221; niyazıdır. Her söz, hal ve tavrıyla hidayet üzere olan, muttakilerin imamı ve iffetlilerin en afîfi Allah Resûlü&#8217;nün hidayet, takva, iffet ve gönül tokluğu istemesi, hem bu hususlardaki temadî ve derinlik talebi şeklinde anlaşılmalı hem de ümmet-i Muhammed&#8217;in (aleyhissalatü vesselam) neler istemesi gerektiğine bir işaret olarak kabul edilmelidir.</p>
<p>Özetle:</p>
<p>1 &#8211; İstikamet ve itidal üzere bulunarak, meşru dairedeki zevk ve lezzetlere karşı istekli davranmanın yanı sıra gayr-i meşru arzu ve iştihalara iradî olarak kapalı kalma tavrına &#8220;iffet&#8221; denir.</p>
<p>2 &#8211; İffetli bir insan, göz, kulak, el, ayak gibi bütün âzâların helal dairedeki lezzetleriyle iktifâ etmeli, hiçbir şekilde ve hiçbir yolla haram işlememeli, izzet ve haysiyetine dokunacak durumlardan da sakınmalıdır.</p>
<p>3 &#8211; İnsanın, el emeği ve alın teriyle kazandığına razı olması, başkasının malına göz dikmemesi, daha rahat yaşama hırsıyla gayr-i meşru daireye el uzatmaması ve dilencilik yapmaması da iffetin ayrı bir yanıdır.<br />
</span></p>
<p><strong> </strong></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/efendimizin-sabah-aksam-ettigi-dua.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salavat</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/salavat.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/salavat.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2009 09:31:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nükteler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberim]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[salat]]></category>
		<category><![CDATA[salavat]]></category>
		<category><![CDATA[selam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=244</guid>
		<description><![CDATA[Allâh’ım, kalplerin tabîbi ve devâsı, vücutların âfiyeti ve şifâsı, gözlerin nûru ve ziyâsı olan Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât ü selâm eyle Amin<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Ensevgiliye___Rose_by_kenanhudabi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-245" title="Ensevgiliye___Rose_by_kenanhudabi" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Ensevgiliye___Rose_by_kenanhudabi.jpg" alt="Ensevgiliye   Rose by kenanhudabi Salavat" width="300" height="301" /></a></p>
<p>Allâh’ım, kalplerin tabîbi ve devâsı, vücutların âfiyeti ve şifâsı, gözlerin nûru ve ziyâsı olan Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât ü selâm eyle</p>
<p><strong>Amin</strong></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/salavat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşanmış en güzel aşk</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/yasanmis-en-guzel-ask.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/yasanmis-en-guzel-ask.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 12:11:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zevceleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[Dunyanin, yasanmis en guzel ask hikayesi bu.. Ne Leyla diyecegim size ne de Mecnun, Ferhad, Romeo vs. vs.. En guzel ask hikayesi Efendimiz sallALLAHu aleyhi vesellem ile Hatice Validemiz&#8217;in hikayesidir.. Sanir misiniz ki Leyla ile Mecnun evlenseydi, ya da digerleri..Asklari dillere destan olur, gunumuze kadar ulasirdi? Hayir tabii ki! Belki bir kac sene sonra bitecekti.. [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/hazretihatice.JPG"><img class="alignnone size-medium wp-image-236" title="hazretihatice" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/hazretihatice-300x231.jpg" alt="hazretihatice 300x231 Yaşanmış en güzel aşk" width="300" height="231" /></a></p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Dunyanin, yasanmis en guzel ask hikayesi bu..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ne Leyla diyecegim size ne de Mecnun, Ferhad, Romeo vs. vs..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">En guzel ask hikayesi Efendimiz sallALLAHu aleyhi vesellem ile</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Hatice Validemiz&#8217;in hikayesidir..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Sanir misiniz ki Leyla ile Mecnun evlenseydi, ya da</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">digerleri..Asklari dillere destan olur, gunumuze kadar ulasirdi?</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Hayir tabii ki!</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Belki bir kac sene sonra bitecekti.. Yasanmadigindan,</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">kavusulmadigindan hep bunlar</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ama siz bir bakin efendimizle, Hatice Validemiz&#8217;in askina ALLAH</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">icin!</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Bu, yasanmis hem de uzun yillar boyu yasanmis bir ask..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ahla kissat hub fil alem</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Mekke fethinin ilk gunu, o karisiklik, o heyecan esnasinda Efendimiz</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">yasli bir hanimla karsilasiyor, O&#8217;nun yanina gelmesini onlemek</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">isteyenlere &#8220;Birakin&#8221; diyor gelsin..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Sirtindan abayasini cikarip, hanimin altina seriyor ve birlikte</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">oturup 1 saat kadar sohbet ediyorlar..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Aise Validemiz merak ediyor ve sonrasinda;</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Kimdi o? Neler konustunuz?&#8221; soruyor..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Cevaba bakar misiniz;</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8221; O, Hatice&#8217;nin arkadasi idi, eski gunleri yadettik&#8221;</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Hatice Validemiz vefat etmis, aradan yiiillar gecmis, vefayi,</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">sevgiyi, ozlemi goruyor musunuz?</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ve o hengamede..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ve hatice Validemiz&#8217;e bakin;</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yasi 55..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Efendimiz o sira Hira magarasinda, nubuvvetten evvel ibadette..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Her gun O en sevgili&#8217;ye yiyecek tasiyor! Her gun gidiyor ve O&#8217;nunla</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">biraz oturuyor..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Hira Magarasini bilir misiniz siz? Ne kadar yuksektir ve cikmasi ne</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">kadar zordur? Bugun gencler bile cikarken ter icinde kalirlar, cok</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">yorulurlar..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yasi 55 Hatice Validemizin ve her gun Habibini gormeye gidiyor!</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yine bakiniz ki o asil hanima, Efendimiz&#8217;den daha yasli oldugu icin</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">O&#8217;na ustune evlenmesini teklif ediyor!</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Dusunebiliyor musunuz?</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">O&#8217;nu oylesine seviyor ki, sadece O&#8217;nu mutlu edecegini dusundugu icin</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Evlen&#8221; diyor!Ama O, reddediyor, asla O&#8217;nu incitmek istemiyor..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Hanim&#8217;a bakin! Ve sevgisine..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yine ilk vahiy geldiginde O&#8217;na nasil destek olduguna, yuregini,</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">malini, canini nasil serdigine bakin..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ve Efendimiz&#8217;in yuregindeki Hatice Validemizin yerini dusunun, cok</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">hadislerde gecer..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yine Validemiz&#8217;in vefatindan cok uzun yillar sonra kizkardesi Hale</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">efendimiz&#8217;in evine gelir ve kapiyi calar..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Oylesine heyecanlanir ki O, kapiya kosar, eli ayagi dolasir..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Neden&#8221; derler..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">&#8220;Hatice&#8217;nin calisi bu&#8221; buyururlar..Ve &#8220;Sanirim Hale&#8217;dir gelen&#8221;</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">derler..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">En guzel Ask hikayesi budur!</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yasanmis ama eskimemis, yepyenidir..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">SallALLAHu aleyhi ve sellem..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Bizlerin muhterem Validemiz&#8217;den alacagi cok dersler var..</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">O&#8217;na, Onlar&#8217;a benzeyenlere selam olsun</div>
<p>Dunyanin, yasanmis en guzel ask hikayesi bu..</p>
<p>Ne Leyla diyecegim size ne de Mecnun, Ferhad, Romeo vs. vs..</p>
<p>En guzel ask hikayesi Efendimiz sallALLAHu aleyhi vesellem ile</p>
<p>Hatice Validemiz&#8217;in hikayesidir..</p>
<p>Sanir misiniz ki Leyla ile Mecnun evlenseydi, ya da</p>
<p>digerleri..Asklari dillere destan olur, gunumuze kadar ulasirdi?</p>
<p>Hayir tabii ki!</p>
<p>Belki bir kac sene sonra bitecekti.. Yasanmadigindan,</p>
<p>kavusulmadigindan hep bunlar</p>
<p>Ama siz bir bakin efendimizle, Hatice Validemiz&#8217;in askina ALLAH</p>
<p>icin!</p>
<p>Bu, yasanmis hem de uzun yillar boyu yasanmis bir ask..</p>
<p>Ahla kissat hub fil alem</p>
<p>Mekke fethinin ilk gunu, o karisiklik, o heyecan esnasinda Efendimiz</p>
<p>yasli bir hanimla karsilasiyor, O&#8217;nun yanina gelmesini onlemek</p>
<p>isteyenlere &#8220;Birakin&#8221; diyor gelsin..</p>
<p>Sirtindan abayasini cikarip, hanimin altina seriyor ve birlikte</p>
<p>oturup 1 saat kadar sohbet ediyorlar..</p>
<p>Aise Validemiz merak ediyor ve sonrasinda;</p>
<p>&#8220;Kimdi o? Neler konustunuz?&#8221; soruyor..</p>
<p>Cevaba bakar misiniz;</p>
<p>&#8221; O, Hatice&#8217;nin arkadasi idi, eski gunleri yadettik&#8221;</p>
<p>Hatice Validemiz vefat etmis, aradan yiiillar gecmis, vefayi,</p>
<p>sevgiyi, ozlemi goruyor musunuz?</p>
<p>Ve o hengamede..</p>
<p>Ve hatice Validemiz&#8217;e bakin;</p>
<p>Yasi 55..</p>
<p>Efendimiz o sira Hira magarasinda, nubuvvetten evvel ibadette..</p>
<p>Her gun O en sevgili&#8217;ye yiyecek tasiyor! Her gun gidiyor ve O&#8217;nunla</p>
<p>biraz oturuyor..</p>
<p>Hira Magarasini bilir misiniz siz? Ne kadar yuksektir ve cikmasi ne</p>
<p>kadar zordur? Bugun gencler bile cikarken ter icinde kalirlar, cok</p>
<p>yorulurlar..</p>
<p>Yasi 55 Hatice Validemizin ve her gun Habibini gormeye gidiyor!</p>
<p>Yine bakiniz ki o asil hanima, Efendimiz&#8217;den daha yasli oldugu icin</p>
<p>O&#8217;na ustune evlenmesini teklif ediyor!</p>
<p>Dusunebiliyor musunuz?</p>
<p>O&#8217;nu oylesine seviyor ki, sadece O&#8217;nu mutlu edecegini dusundugu icin</p>
<p>&#8220;Evlen&#8221; diyor!Ama O, reddediyor, asla O&#8217;nu incitmek istemiyor..</p>
<p>Hanim&#8217;a bakin! Ve sevgisine..</p>
<p>Yine ilk vahiy geldiginde O&#8217;na nasil destek olduguna, yuregini,</p>
<p>malini, canini nasil serdigine bakin..</p>
<p>Ve Efendimiz&#8217;in yuregindeki Hatice Validemizin yerini dusunun, cok</p>
<p>hadislerde gecer..</p>
<p>Yine Validemiz&#8217;in vefatindan cok uzun yillar sonra kizkardesi Hale</p>
<p>efendimiz&#8217;in evine gelir ve kapiyi calar..</p>
<p>Oylesine heyecanlanir ki O, kapiya kosar, eli ayagi dolasir..</p>
<p>&#8220;Neden&#8221; derler..</p>
<p>&#8220;Hatice&#8217;nin calisi bu&#8221; buyururlar..Ve &#8220;Sanirim Hale&#8217;dir gelen&#8221;</p>
<p>derler..</p>
<p>En guzel Ask hikayesi budur!</p>
<p>Yasanmis ama eskimemis, yepyenidir..</p>
<p>SallALLAHu aleyhi ve sellem..</p>
<p>Bizlerin muhterem Validemiz&#8217;den alacagi cok dersler var..</p>
<p>O&#8217;na, Onlar&#8217;a benzeyenlere selam olsun</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/yasanmis-en-guzel-ask.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Âişe’yi daha yakından tanıyın</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/hz-aiseyi-daha-yakindan-taniyin.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/hz-aiseyi-daha-yakindan-taniyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 11:11:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Zevceleri]]></category>
		<category><![CDATA[aişe]]></category>
		<category><![CDATA[ayse]]></category>
		<category><![CDATA[aysha]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[eşi]]></category>
		<category><![CDATA[hz]]></category>
		<category><![CDATA[zevcesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=227</guid>
		<description><![CDATA[Bu kitap Hz. Ebu Bekir gibi bir İslam kahramanının kızı; iffet, ismet ve ince kavrayışın sembol ismi Hz. Âişe’yi konu ediniyor. Hz. Âişe ezvâc-ı tâhirât diye bilinen Efendimizin hanımları içinde müstesna bir yer tutar. İslam’ın ilk yıllarında Hz. Hatice gibi bir kadını Allah Resûlü’ne eş kılan ilahi takdir, Medine döneminde de Hz. Âişe gibi müdakkik, [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/hzaise.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-228" title="hzaise" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/hzaise.jpg" alt="hzaise Hz. Âişe’yi daha yakından tanıyın" width="296" height="220" /></a></p>
<p><strong>Bu kitap Hz. Ebu Bekir gibi bir İslam kahramanının kızı; iffet, ismet ve ince kavrayışın sembol ismi Hz. Âişe’yi konu ediniyor.</strong></p>
<p>Hz. Âişe ezvâc-ı tâhirât diye bilinen Efendimizin hanımları içinde müstesna bir yer tutar. İslam’ın ilk yıllarında Hz. Hatice gibi bir kadını Allah Resûlü’ne eş kılan ilahi takdir, Medine döneminde de Hz. Âişe gibi müdakkik, ufuklu, basiretli ve firasetli bir kadını O’na nasip etmiştir.</p>
<p>Hz. Âişe, Efendimize bir eş olmanın yanında aynı zamanda iyi bir talebe de olmuştur. O, Hz. Cebrâîl’in Allah Resûlü aracılığıyla selam gönderdiği ender kişilerden bir tanesidir. Kadınlık âlemi ilahi hakikatleri çoğu zaman onun vesilesiyle öğrenmiştir. Hayatı boyunca Efendimize bir eş olmanın hakkını yerine getiren bu annemiz, Allah Resûlü fani dünyaya gözlerini yumduktan sonra da çizgisini hiç değiştirmemiş son nefesine kadar Resûlullah’a sadakatten taviz vermemiştir.</p>
<p>Bilginin en saf kaynağından öğrendiği ilmi kendisiyle sınırlandırmamış, onu başkalarıyla paylaşmış ve ilim sahasında hem bayanlardan hem de erkeklerden koca koca insanlar yetiştirmiştir. Tıp ilmine varıncaya kadar pek çok konuda söz söyleme ve fikir beyan etme gücüne sahip olan bu annemiz İslam Tarihinin köşe taşlarından ve sahabenin önde gelen münevver kadınlarından bir tanesidir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/hz-aiseyi-daha-yakindan-taniyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;ân&#8217;ın Anlattığı Peygamber</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/kuranin-anlattigi-peygamber.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/kuranin-anlattigi-peygamber.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 14:05:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;an&#8217;ın bize Peygamberimizi anlatan ve ona uymayı emreden pek çok âyeti vardır. Bu âyetlerden biri olan Tevbe Sûresinin 128. âyeti, onu beş önemli özelliğiyle bize tanıtıyor: 1. O bir elçidir, bir peygamberdir. 2. O bizden biridir. 3. Bizim sıkıntıya uğramamız ona ağır gelir. 4. O bize çok düşkündür. 5. Mü’minlere çok şefkatli, çok merhametlidir. Bu [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/mohammadprophet.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-215" title="mohammadprophet" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/mohammadprophet.jpg" alt="mohammadprophet Kurânın Anlattığı Peygamber" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;ın bize Peygamberimizi anlatan ve ona uymayı emreden pek çok âyeti vardır. Bu âyetlerden biri olan Tevbe Sûresinin 128. âyeti, onu beş önemli özelliğiyle bize tanıtıyor:<br />
1. O bir elçidir, bir peygamberdir.</p>
<p>2. O bizden biridir.</p>
<p>3. Bizim sıkıntıya uğramamız ona ağır gelir.</p>
<p>4. O bize çok düşkündür.</p>
<p>5. Mü’minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.</p>
<p>Bu maddeleri alt alta sıraladığımız zaman, pek büyük bir ibret tablosuyla karşı karşıya kalıyoruz:</p>
<p>Âyet, onu bir elçi olarak nitelemiştir. Bu elçi, Âlemlerin Rabbi tarafından gelen bir elçidir; izzet ve şerefi pek yüksektir. Onun emrine uymak ve yasakladığı şeyden sakınmak, onu elçi olarak gönderen Âlemlerin Rabbine itaat etmek anlamını taşır. Ona isyan da, dolayısıyla, Allah’a isyan demektir.</p>
<p>Fakat âyet, dikkat çekici bir şekilde, onun elçiliğinden sonra sıraladığı özellikleriyle, onun heybet ve haşmetinden ziyade, bize yakınlığını vurguluyor, bize düşkünlüğünden ve bize olan şefkat ve merhametinden söz ediyor.</p>
<p>Burada tasvir edilen Peygamber, biz âciz ve günahkâr kulların asla erişemeyeceği, çok uzaklarda duran, durduğu yerden de bizim ihmal ve isyanlarımızı çatık kaşlarla izleyen haşin bir gözetleyici değildir.</p>
<p>Yahut bize bir kitap getirip bıraktıktan sonra “Benden bu kadar; ne haliniz varsa görün” deyip kenara çekilmiş birisi de değildir.</p>
<p>Kur’ân’ın bize anlattığı Âhirzaman Peygamberi, herşeyden önce, bizden biridir. Bizim dünyamızda yaşamış, bizim katlandığımız sıkıntılara fazlasıyla katlanmış, yetimlikten evlât acısına kadar tatmadığı acı kalmamış, açlık ve yoksulluk çekmiş, sadakatler ve ihanetler görmüş, dostları ve düşmanları olmuş, mutlulukları ve ıztırapları bir arada yaşamış bir insandır.</p>
<p>Gün gelip de Müslümanlar güçlü bir devlet halini aldığında, o, yine bizden biri olarak yaşamaya devam etmişti. Onunla görüşmek için gelen elçiler, tahtına kurulmuş bir hükümdar yerine, yoksullarla oturup kalkan, söküğünü diken, insanlarla şakalaşan bir insan buldular. Üzerinde yamalı bir elbise ile vefat ettiğinde, zırhı, otuz ölçek arpa karşılığında bir Yahudiye rehin olarak bırakılmış bulunuyordu.</p>
<p>Kur’ân, Peygamberimiz için “sizden biri” buyurduktan sonra, onun bize olan ilgi ve şefkatini, peş peşe sıfatlarla vurguluyor:</p>
<p>Sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir.</p>
<p>O size çok düşkündür.</p>
<p>O mü’minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.</p>
<p>Bunlardan bir tanesi bile bir peygamber ile ümmeti arasındaki gönül bağının sıcaklığını anlatmaya yeterken, ard arda sıralanan şu özellikler, bir ana-baba şefkatinden daha büyük bir ilgiyle ümmetine bağlı bir peygamberin portresini çizmiyor mu?</p>
<p>Bir mü’minin başına gelen sıkıntının ona pek ağır geldiğine dair vak’alar saymakla bitecek gibi değildir. Hz. Cafer’in şehit düştüğünü ailesine haber vermeye gittiği zaman, henüz bir şey söylemeye dili varmadan onun çocuklarını kucağına almış, öpüp koklamaya başlamış, bu arada gözlerinden süzülen yaşlardan onun acı bir haberle geldiği anlaşılmıştı. Bir tarafta kendisini elçi olarak gönderen Rabbinin takdirini teslim ve tevekkülle karşılamak, bunu yaparken de, bir parçası olduğu mü’minler vücudunun çektiği acıyı bütün zerrelerinde yaşamak hiç kolay değildi şüphesiz.</p>
<p>Onun düşkünlüğü sadece kendi zamanında yaşamış insanları ve kendi akrabalarını değil, kıyamete kadar gelip geçecek bir bütün iman ehlini kucaklıyordu. Bu düşkünlüğü onu her gece uykusunun en tatlı yerinde yatağından kaldırır, sabahlara kadar ümmeti için yüreğinin derinliklerinden kopup gelen dualarla Rabbine yakarmaya sevk ederdi. Bir gün, Peygamberimiz ellerini kaldırmış, “Allah’ım, ümmetimi koru, ümmetime acı!” diye ağlayarak dua ederken, Yüce Allah, Cebrail’e buyurdu ki:</p>
<p>“Ey Cebrail! Gerçi Rabbin her şeyi bilir; ama sen git, Muhammed’e niçin ağladığını sor.”</p>
<p>Cebrail geldiğinde, Peygamberimiz, ona, ümmeti için ağladığını söyledi.</p>
<p>Cebrail Allah huzuruna dönüp durumu anlattı.</p>
<p>Yüce Allah buyurdu ki:</p>
<p>“Ey Cebrail, Muhammed’e git ve şunu söyle: Biz seni ümmetin hakkında hoşnut edeceğiz ve asla üzmeyeceğiz.”1</p>
<p>Yüce Allah, bize elçi olarak gönderdiği Peygamberimizi bu şekilde anlatırken, sadece onun bize şefkat ve merhametini vurgulamakla kalmıyor; onun daha ötesini de gösteriyor:</p>
<p>Bize elçi olarak gönderilen zâtın bize olan düşkünlüğü böyle bir derecede ise, ya onu bize gönderenin biz kullarına olan şefkat ve rahmeti nasıl bir şeydir?</p>
<p>Ve bu âyetin önümüze serdiği bir başka ibret levhası daha:</p>
<p>Rahmeti sonsuz bir Rab tarafından böyle bir şefkat ve muhabbetle donatılıp bize gönderilen bir elçiyi tanımamak, yahut ona karşı ilgisiz kalmak nasıl bir bir hüsrandır?</p>
<p>1. Müslim, İman: 346.</p>
<p>Ümit ŞİMŞEK</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/kuranin-anlattigi-peygamber.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Muhammed İsmi?</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/neden-muhammed-smi.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/neden-muhammed-smi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 08:25:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberliği]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[efendimizin seçtiği isimler]]></category>
		<category><![CDATA[isim]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[ismin özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[mohammad]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[neden bu isim]]></category>
		<category><![CDATA[neden muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin ismi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Varlıklar gelir, ilahî isimlere ayna olur, görünür ve yiterler&#8221; diyor İbn Arabî.  İlahî âlemden yansımalar da böylece isimler üzerinden olmakta. Henüz dünyaya yeni gelen kimselere, Allah&#8217;a duyulan yakınlık hissini göstermek için Abdurrahman gibi kaynağı  Esma&#8217;ül Hüsna&#8217;dan isimler seçilmesi de bu sebepten olsa gerek. İsmi alan kişi artık Allah&#8217;ın sonsuz rahmetinin yeryüzünde sık sık anılması ve [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Mohammad.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-211" title="Mohammad" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Mohammad.jpg" alt="Mohammad Neden Muhammed İsmi?" width="300" height="225" /></a></p>
<p>&#8220;Varlıklar gelir, ilahî isimlere ayna olur, görünür ve yiterler&#8221; diyor İbn Arabî.  İlahî âlemden yansımalar da böylece isimler üzerinden olmakta. Henüz dünyaya yeni gelen kimselere, Allah&#8217;a duyulan yakınlık hissini göstermek için <em>Abdurrahman</em> gibi kaynağı  Esma&#8217;ül Hüsna&#8217;dan isimler seçilmesi de bu sebepten olsa gerek. İsmi alan kişi artık Allah&#8217;ın sonsuz rahmetinin yeryüzünde sık sık anılması ve hatırlanmasına vesile olacaktır.</p>
<p>İsimler başka yönleriyle de karşımıza çıkıyor; bizi çevremizdeki tüm diğer insanlardan ayırt ediyor ve bir anlamda onlarla birlikte var oluyoruz.  Bu dünyada isimlerimizle iz bıraktığımız gibi öte dünyada da yine aynı isimlerle anılacak olduğumuzu da Hz. Peygamber&#8217;in, &#8220;<em>Siz kıyamet gününde hem kendi adınızla, hem de babalarınızın adıyla çağırılacaksınız; bu sebeple kendinize güzel adlar koyunuz.&#8221; </em>hadisinden öğreniyoruz.  Hz. Peygamber&#8217;in isimler ve isim koyma uygulaması hakkındaki telkinleri bununla da sınırlı değil. Sahabe, yeni doğan çocukları henüz annesinden süt bile emmeden isim koyması için Efendimize getirirdi. Bunun dışında Hz. Peygamber, çevresindeki kimselerden isimlerinin manaları hoş olmayanlarınkini değiştirmişti.</p>
<p><span style="color: #993366;"><span style="color: #993300;"><strong>Hz. Peygamber&#8217;in Seçtiği İsimler</strong></span></span></p>
<p>Rasûllullah&#8217;ın çocuklara isim koyarken hayır beklentisiyle hareket ettiği aktarılıyor.  Hz. Peygamber&#8217;in yeni doğan çocuklara verdiği isimlere baktığımızda çoğunlukla ya İbrahim gibi eski bir peygamber ismi ya da Abdullah ve Abdurrahman gibi Allah&#8217;ın ismine veya bir sıfatına atıf yaparak verdiği isimler göze çarpmakta.  Peygamber isminin verilmesinin ise genel olarak, onların izinden gidilmesi arzusundan kaynaklandığını biliyoruz. Peygamber ismi taşıyan kimseler aynı zamanda onların hatıralarını da yaşatmış olacaktır.  Çünkü isimler artık birer sözcük olmaktan çıkmış, temsil ettikleri kimseler veya anlamlar dünyasıyla kurulacak &#8220;bağ&#8221; için birer araç haline gelmişlerdir.</p>
<p><strong><span style="color: #993300;">Muhammed İsmi&#8230;</span></strong></p>
<p>Sonraki yıllarda <em>Muhammed</em> ismine inananlar tarafından gösterilen rağbetin sırrı da burada saklı diyebiliriz.  Hz. Peygamber&#8217;in aziz hatırasını yaşatma ve ismi taşıyan kimsenin onu örnek alması amaçlarıyla ebeveynlerin çocuklarına en çok seçtiği adlardan biri olmuştur <em>Muhammed</em> zamanla.</p>
<p>Burada Türkçenin en güzel deyimlerinden birini hatırlamak da yerinde olacaktır: &#8220;İsmiyle müsemma olmak.&#8221; Öteden beri isimlerin sahipleri üzerinde tesiri olduğuna inanıldığını biliyoruz. Bu iddia üzerinde elbette tartışmalar yapılabilir ama konunun bizi ilgilendiren yönü, bu inançla kişilere isimler seçilen bir kültürde gerek Muhammed gerekse Ahmed, Mahmut, Mustafa gibi Hz. Peygamber&#8217;in diğer isimlerinin çok sık kullanılmasıdır.  Günümüzde de Muhammed başta olmak üzere Hz. Peygamber&#8217;in isimlerinin (Esma-i Nebi) en çok tercih edilenler arasında olduğunu öğrenmek için çevremize şöyle bir göz gezdirmemiz yeterli olacaktır.</p>
<p>Diğer yandan zamanla konu hakkında farklı kanaatlerin oluştuğu da bilinmektedir. Özellikle toplumumuzda Muhammed ismini taşımanın kişiye ağır sorumluluklar yükleyeceği ve herkesin bu sorumluluğu kaldıramayacağı, Muhammed ismi Hz. Peygamber&#8217;e ait olduğundan onu taşıyan çocuğa bağırılamayacağı, bağırıldığı takdirde peygambere saygısızlık edilmiş olunacağı gibi görüşler de zamanla yaygınlık kazanmıştır. Ancak son yıllarda Muhammed isminin yeniden eski yaygınlığını kazanmaya başladığını da gözlemledik.</p>
<p>Çocuklarına Muhammed ismini seçen ebeveynler ve bu ismi taşıyan bazı kimselerin görüşlerine başvurduğumuzda (aşağıda sizlerle paylaşacağız) toplumuzda hala aynı kaygıların taşındığını gördük.  Fakat görüş belirten ebeveynlerin bu ismi seçme gerekçelerine baktığımızda da Hz. Peygamber&#8217;in özelde bu konudaki uygulamaları, genelde de yaşantısının örnek alınması kaygılarıyla hareket edildiği ortaya çıktı.</p>
<p><strong><span style="color: #993300;">Hz. Peygamber&#8217;in Kendi İsminin Alınmasına Dair Görüşleri</span></strong></p>
<p>Muhammed isminin seçilmesi konusunda kısa bir özet vermeye çalıştığımız şu ana dek birbirine zıt iki görüşün olduğunu gördük. Her ikisi de temelde Hz. Peygamber&#8217;e karşı beslenen saygıdan kaynaklansa da önemli olan Allah Rasûlü&#8217;nün tavsiyeleriydi. Bu bağlamda Müslim&#8217;de rivayet edilen bir hadis şu şekildedir:</p>
<p><strong>Bir defasında bir adam, çocuğuna Muhammed adını verince, kavmi Rasûlullah&#8217;ın adını çocuğuna veremeyeceğini söylemiş, iş Rasûlullah&#8217;a intikal edince: <em>&#8220;Benim adımı alın; fakat künyemle künyelenmeyin. Çünkü ancak ben Kâsım&#8217;ım, aranızda taksimat yaparım.&#8221;</em></strong> <strong>buyurmuştur.</strong></p>
<p>Hadiste Hz. Peygamber&#8217;in kendi isminin alınması konusunda açıkça tavsiyede bulunduğu görülmektedir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/neden-muhammed-smi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber efendimizin dış görünüşü ve güzelliği</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/peygamber-efendimizin-dis-gorunusu-ve-guzelligi.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/peygamber-efendimizin-dis-gorunusu-ve-guzelligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 14:41:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Şemail-i Şerifi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Sahabeleri Peygamberimiz (sav)&#8217;in güzelliğini şöyle anlatıyorlardı: &#8220;Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı&#8230; Burnu gayet güzel idi&#8230; Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı&#8230; Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi&#8230; İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/prophet_mohammad_2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-191" title="prophet_mohammad_2" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/prophet_mohammad_2-225x300.jpg" alt="prophet mohammad 2 225x300 Peygamber efendimizin dış görünüşü ve güzelliği" width="225" height="300" /></a></p>
<p>Sahabeleri Peygamberimiz (sav)&#8217;in güzelliğini şöyle anlatıyorlardı:</p>
<p><span><a id="66." name="66."></a>&#8220;Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı&#8230; Burnu gayet güzel idi&#8230; Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı&#8230; Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi&#8230; İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi&#8230;&#8221;</span></p>
<p>Enes b. Malik (ra) anlatıyor:</p>
<p><span><a id="67." name="67."></a>&#8220;Resulullah Efendimizin boyu; ne çok uzun, ne de fazla kısa idi. Teni de ne duru beyaz, ne de koyu esmerdi. Saçları ise ne düz, ne de kıvırcık idi. Kırk yaşına geldiğinde, Allah Teala O&#8217;nu peygamber olarak gönderdi. Peygamber olduktan sonra, Mekke&#8217;de 10 sene, Medine&#8217;de de 10 yıl kaldı ve 60 yaşlarında vefat etti. Bu fani hayata veda ettiklerinde, saçında ve sakalında 20 tel ak saç yoktu.&#8221;</span></p>
<p><a id="68." name="68."></a><span>&#8220;Resulullah (sav) beyaz, güzel ve mutedil (yavaş ve mülayim, itidalli) idiler.&#8221;</span><a href="http://www.hazretimuhammed.org/semal_i_serifi.html#68"> </a></p>
<p>Enes b. Malik (ra) anlatıyor:</p>
<p><span><a id="69." name="69."></a>&#8220;Peygamber Efendimiz orta boylu idi; uzun da değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı. Saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü. Mübarek (İlahi hayrın bulunduğu şey, bereketlenmiş, çoğalmış, hayırlı, uğurlu) yüzlerinin rengi ise nurani beyazdı.&#8221;</span></p>
<p>Bera b. Azib (ra) anlatıyor:</p>
<p><span><a id="70." name="70."></a>&#8220;. Resullullah Efendimizden daha güzel birini görmedim. Omuzlarını döğen saçları vardı. İki omuz arası genişçe idi. Boyu ise ne kısa idi, ne de uzundu.&#8221;</span></p>
<p>Hz. Ali&#8217;nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra) rivayet ediyor:</p>
<p><span><a id="71." name="71."></a>&#8220;Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimizi anlatırken Onu şöyle tavsif (vasıflandırırdı) ederdi:</span></p>
<p><span>&#8220;Peygamber Efendimiz, ne aşırı derecede uzun, ne de kısa idi; O bulunduğu topluluğun orta boylusu idi. Saçları, ne kıvırcık ne de dümdüzdü; hafifçe dalgalı idi. Mübarek yüzlerinin rengi kırmızıya çalar şekilde beyaz; gözleri siyah; kirpikleri sık ve uzun; omuz başları iri yapılı idi. O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak tabiatlısı ve en arkadaş canlısı idi. Kendilerini ansızın görenler, O&#8217;nun heybeti karşısında çok şiddetli heyecanlanırlar; üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, O&#8217;nu herşeyden çok severlerdi. O&#8217;nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse; Ben, gerek ondan önce, gerek ondan sonra, onun gibi birisini görmedim, demek suretiyle, O&#8217;nu tanıtma hususundaki aczini ve yetersizliğini itiraf ederdi. Allah&#8217;ın salat (dua, Peygamberimize (sav) yapılan dua, istiğfar, rahmet, namaz) ve selamı O&#8217;nun üzerine olsun.&#8221;</span><a href="http://www.hazretimuhammed.org/semal_i_serifi.html#71"> </a></p>
<p>Hz. Hasan (ra) naklediyor:</p>
<p><span>&#8220;Resulullah Efendimiz, yaradılıştan heybetli ve muhteşemdi. Mübarek yüzü, dolunay halindeki ayın parlaklığı gibi nur saçardı. Orta boyludan uzun, ince uzundan kısa idi. Saçları kıvırcık ile düz arası idi; şayet kendiliğinden ikiye ayrılmışlarsa onları başının iki yanına salar, değilse ayırmazlardı. Uzattıkları takdirde saçları kulak yumuşaklarını geçerdi. Peygamber Efendimizin rengi, ezher&#8217;ul-levn (pek beyaz ve parlak renk) idi, yani nurani beyazdı. Alnı açıktı. Kaşları; hilal gibi, gür ve birbirine yakındı.</span></p>
<p><a id="72." name="72."></a><span>Boynu, saf mermerden meydana gelen heykellerin boynu gibi gümüş berraklığında idi. Vücudunun bütün azaları birbiri ile uyumlu olup yakışıklı bir yapıya sahipti&#8230;&#8221;</span></p>
<p>Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor:</p>
<p><span><a id="73." name="73."></a>&#8220;Hazreti Peygamber, gümüşten yaratılmış gibi nurlu beyazdı; saçları da hafif dalgalı idi.&#8221;</span><a href="http://www.hazretimuhammed.org/semal_i_serifi.html#73"> </a></p>
<p><span><a id="74." name="74."></a>&#8220;Efendimiz (sav) beyaza pembe karışık renkte idi. Gözleri siyah, kirpikleri sık ve uzun idi.&#8221;</span><a href="http://www.hazretimuhammed.org/semal_i_serifi.html#74"> </a></p>
<p><a id="75." name="75."></a><span>&#8220;Allah Resulünün alnı geniş olup hilal kaşlıydı, kaşları gürdü. Iki kaşı arası açık olup, halis bir gümüş gibiydi. Gözleri pek güzel, bebekleri simsiyahtı. Kirpikleri birbirine geçecek şekilde gürdü. Güldüğünde dişleri çakan şimşek gibi parıldardı. Iki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi. Sakalı gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı. Boynunun güneş ve rüzgar gören kısmı altın alaşımlı gümüş ibrik gibi gümüşün beyazlığı ve altının da kırmızılığını yansıtır şekilde parıldardı. Göğsü genişti, göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da ayı andırırdı. Omuzları genişti. Kol ve pazuları irice idi. Avuçları ipekten daha yumuşaktı.&#8221;</span></p>
<p>Peygamber Efendimizin hicret yolculuğu sırasında çadırını ziyaret ettiği Ümmü Mabed isimli cömertliği, iffeti ve cesareti ile tanınan biri, Peygamber Efendimizi tanımamıştır. Ancak Peygamberimiz (sav)&#8217;i anlatılanlardan tanıyan kocasına, onu şöyle tarif etmiştir:</p>
<p><span><a id="76." name="76."></a>&#8220;Aydın yüzlü ve güzel yaradılışlı idi; zayıf ve ince de değildi. Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice ayrılmıştı. Saçı ile kirpik ve bıyıkları gümrahtı (bol, gür). Sesi kalındı. Sustuğu zaman vakarlı (ağırbaşlılık, halim ve heybetli oluş), konuştuğu zaman da heybetli idi. Uzaktan bakıldığında insanların en güzeli ve en sevimlisi görünümündeydi; yakından bakıldığında da tatlı ve hoş bir görünüşü vardı. Çok tatlı konuşuyordu. Orta boylu idi; bakan kimse ne kısa ne de uzun olduğunu hissederdi. Üç kişinin arasında en güzel görüneni ve nur yüzlü olanıydı. Arkadaşları, ortalarına almış durumda hep onu dinlerler; buyurduğu zaman da hemen buyruğunu yerine getirirlerdi. Konuşması tok ve kararlı idi.&#8221;</span></p>
<p>Kendisini görenlerin anlattıklarında da görüldüğü gibi, Peygamber Efendimiz olağanüstü yakışıklı, görenlerin nefesini kesecek kadar güzel yüzlü ve güzel endamlı idi. Ayrıca atletik ve son derece etkili bir yapısı vardı ve çok kuvvetli idi. Peygamberimizin Şemaili</p>
<p><span>Osmanlı döneminin önemli alimlerinden olan Ahmet Cevdet Paşa Peygamber Efendimizin anlatılan özelliklerini bir özet haline getiren bir çalışma yapmıştır. Bu çalışması Kısas-ı Enbiya adlı eserinin IV. cüzünde, &#8220;Bazı Evsaf-ı Seniyye-i Muhammediyye&#8221; başlığı altında gerçekleşmiştir: </span></p>
<p><span><a id="77." name="77."></a>&#8220;. Mübarek cismi güzel, hep azası mütenasip (uygun, aralarında muntazam bir nisbet bulunan), endamı gayet matbu, alnı ve göğsü ve iki omuzlarının arası ve avuçları geniş, boynu uzun ve mevzun (yakışıklı, her bir vasfı ölçülü) ve gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları ve baldırları iri ve kalın, bilekleri uzun, parmakları uzunca, elleri ve parmakları kalınca idi. Mubarek cildi ise ipekten yumuşak idi. </span></p>
<p><span>Kemal-i itidal üzere büyük başlı, hilal kaşlı, çekme burunlu, oval yüzlü idi. </span></p>
<p><span>Kirpikleri uzun, gözleri kara ve güzel, büyücek ve iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakın idi, </span></p>
<p><span>O Nebiyy-i Mücteba (seçilmiş, kıymetli peygamber), ezherüllevn (rengi nurlu, parlak) idi; yani ne ak, ne de kara esmer, belki ikisi ortası ve gül gibi kırmızıya mail (benzer) beyaz ve, nurani ve berrak olup, mübarek yüzünde nur lemean (parlardı) ederdi. Dişleri, inci gibi abdar (parlak, sağlam vücutlu) ve tabdar (ışıklı, parlak, büklümlü, kıvrımlı) olup, söylerken ön dişlerinden nur saçılır; gülerken, fem-i saadeti (saadetli ağzı), bir latif (mülayim, yumuşak, nazik, güzel) şimşek gibi ziyalar (ışıklar) saçarak açılır idi. </span></p>
<p><span>Alem-i bekaya (geride kalanların dünyasını) rihlet (göçmek, ölmek) buyurduklarında saçı, sakalı henüz ağarmaya başlamış başında biraz ve sakalında yirmi kadar beyaz var idi. </span></p>
<p><span>Havassı (duyular) fevkalade kavi (sağlam, kuvvetli) idi. Pek uzaktan işitir ve kimsenin göremeyeceği mesafeden görür idi. Elhasıl (sözün özü), en mükemmel ve müstesna surette yaratılmış bir vücud-ı mes&#8217;ud (mutlu vücudu) ve mübarek idi. Onu ansızın gören kimseyi sevgi alırdı ve Onunla ülfet ve musahabet (sohbetler, konuşup görüşmeler) eyleyen kimse, Ona can ü gönülden aşık ve mühib olurdu. Ehl-i fazl&#8217;a (kerem, ilim sahibi), derecelerine göre ihtiram (hürmet, saygı) eylerdi. Akrabasına dahi pek ziyade (çok bol, fazladan) ikram eylerdi. Lakin (ancak) onları, kendilerinden efdal (daha faziletli, daha layık, daha iyi) olanların üzerine takdim etmezdi. </span></p>
<p><span>Hizmetkarlarını pek hoş tutardı. Kendisi ne yer ve ne giyerse, onlara dahi onu yedirir ve onu giydirir idi. </span></p>
<p><span>Sahi (cömert, eliaçık, herkese iyilik etmek isteyen) ve kerim (herşeyin iyisi, faydalısı), şefik (şefkatli, esirgeyen, merhametli) ve rahim (rahmet edici, bağışlayan), şeci (kahraman, yiğit) ve halim (yumuşak huylu, hoş muamele yapan) idi. Ahd ü va&#8217;dinde (söz vermede) sabit, kavlinde (sözünde) sadık idi. Elhasıl (neticesi)- hüsn-i ahlakça (ahlak güzelliği) ve akl-ü zekavetçe (keskin anlayışı olan akıl) cümle(bütün, tam) nasa (insanlara) faik (üstün, üstünde) ve her türlü medh ü senaya (övgüye) layık idi. </span></p>
<p><span>Yemede, giymede kadar-ı zaruret (yoksulluk derecesinde) ile iktifa (yetinir) ve ziyadesinden (fazlasından) iba eylerdi (çekinirdi).&#8221;</span></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/peygamber-efendimizin-dis-gorunusu-ve-guzelligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendimizin günlük sünnetleri&#8230;</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/efendimizin-gunluk-sunnetleri.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/efendimizin-gunluk-sunnetleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 10:57:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Sünnet - Hadisler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=173</guid>
		<description><![CDATA[1- ) En çok Pazartesi ve Perşembeleri oruç tutardı. Neden böyle yaptığı Pazartesi ve Perşembe Allah&#8217;a sunulur.sorulduğunda da şu cevabı verirdi: &#8221; Ameller her pazartesi ve perşembe Allah&#8217;a ( c.c.) sunulur. Oruçlu iken amelimin Allah&#8217;a (c.c.) arz olunmasını severim. Her Müslüman affedilir. Ancak dargın olan kişi müstesna. Cenab-ı Hak meleklere onlar için &#8220;bunları geri bırakın&#8221; [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Blend___Wallpaper_by_freakyframes.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-174" title="Blend___Wallpaper_by_freakyframes" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/Blend___Wallpaper_by_freakyframes.jpg" alt="Blend   Wallpaper by freakyframes Efendimizin günlük sünnetleri..." width="300" height="225" /></a></p>
<p>1- ) En çok Pazartesi ve Perşembeleri oruç tutardı. Neden böyle yaptığı Pazartesi ve Perşembe Allah&#8217;a sunulur.sorulduğunda da şu cevabı verirdi: &#8221; Ameller her pazartesi ve perşembe Allah&#8217;a ( c.c.) sunulur. Oruçlu iken amelimin Allah&#8217;a (c.c.) arz olunmasını severim. Her Müslüman affedilir. Ancak dargın olan kişi müstesna. Cenab-ı Hak meleklere onlar için &#8220;bunları geri bırakın&#8221; der. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />2- ) Cumartesi ve pazar günleri de umumiyetle oruç tutardı. ve şöyle derdi: &#8221; Bu iki gün müşriklerin bayram günleridir. Onlara muhalif olmaktan hoşlanırım. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />3- ) Yüzüğü gümüştendi, yüzüğü akik taşıydı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />4- ) Gözleri uyurdu lakin kalbi uyumazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />5- ) Ahlakı Kur&#8217;an&#8217;dı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />6- ) Umumiyetle cuma günü yıkanırdı, bazen de terk ederdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />7- ) Çocuklara karşı çok merhametliydi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />8- ) Su içtiği zaman 3 defa nefes alır, üç nefeste içerdi ve &#8221; Bu daha mutlu, daha afiyetli ve daha sağlıklıdır. &#8221; buyurdu. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />9- ) Gece kalktığı zaman ağzını misvaklardı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />10- ) Son derece merhametliydi. Birisine bir şey vaad ettiği zaman imkanı olduğunda mutlaka o vaadini yerine getirirdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />11- ) İçinde su içilen bir cam kasesi vardı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />12- ) Sukunu uzun, gülmesi azdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />13- ) Hİzmetçiye söyledikleri sözlerden biri de &#8221; Bir ihtiyacın var mı? &#8221; idi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />14- ) Eza veren kötü huyu olmazdı. Birisinin diğeri aleyhine olan sözünü de kabul etmezdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />15- ) Kendisine meleklerin gelmesi ve Hz. Cebrail (as) ile konuşması sebebiyle pırasa, sarımsak, soğan gibi şeyler yemezdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />16- ) Yaslanarak yemek yemezdi. Arkasından iki kişi yürüyemezdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />17- ) Gece ağzına misvak sürmeden kalmazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />18- ) Gusulden sonra abdest almazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />19- ) Tebbessüm etmeden kesinlikle konuşmazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />20- ) Ramazan Bayramında bir şey yemeden camiye çıkmazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />21- ) Kurban Bayramında kurban kesilmeden evvel bir şey yemezdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />22- ) Üçten sonra sözü tekrar etmezdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />23- ) Gece veya gündüz uyuyup da uyandığı zaman mutlaka misvak kullanırdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />24- ) İkram edilen kokuyu geri çevirmezdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />25- ) Biad esnasında kadınların elini tutmazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />26- ) Bir yudum su ile dahi olsa iftar etmeden akşam namazını kılmazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />27- ) Gülüşü tebessümlerden ibaretti. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />28- ) Hastayı ancak üç günden sonra ziyaret ederdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />29- ) Şu beş şeyi hiçbir zaman yanından ayırmazdı; Ayna, sürme kabı, tarak, misvak ve ustura. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />30- ) Lamba ile kendisine aydınlık yapılmadıkça karanlık evde oturmazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />31- ) Bir yerden kalkarken mutlaka &#8221; Subhaneke Allahümme Rabbi vebi hamdike la ilahe illa ente estağfiruke ve etübi ileyke&#8221; der ve şöyle buyururdu: &#8221; Yerinden kalkarken kim bunu söylerse mutlaka mecliste kendisinden südur eden günahları bağışlanır.&#8221; <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />32- ) Hiçbir şeye hayır demezdi. Kendisinden bir şey istendiği zaman eğer yapmak isterse evet derdi. İstemezse sükut ederdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />33- ) Abdestini kendisi alırdı. Kimseden yardım istemezdi. Vereceği sadakayı da bizzat kendi eliyle verirdi, kimseyi bunun için rahatsız etmezdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />34- ) Ne yemek ne de başka bir şey O&#8217;nu akşam namazından alıkoyamazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />35- ) Dişlerini temizlemeden uyumazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />36- ) Daima misvağı başucunda bulunurdu, öylece uyurdu. Uyanınca hemen onunla dişlerini fırçalardı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />37- ) Kahkaha ile gülmezdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />38- ) Yemeğe suya üfürmezdi. Kabın içinde nefes almazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />39- ) Kendisinden kötü söz işiteceği kimseye yanaşmazdı. ( Buhari ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />40- ) Bir vali tayin ettiği zaman ona sarığı kendi eliyle sarıp giyindirirdi. Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />41- ) Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />42- ) Yanına çocuklar geldiği zaman onları tebrik eder, güzel karşılar ve onalara dua ederdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />43- ) Hurmayı yer ve çekirdeğini tabağa atardı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />44- ) Buğday ekmeği ile hurma yerdi v &#8221; Bunlar pek hoştur. &#8221; derdi. ( Tayalisi ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />45- ) Üzümü ağzına teker teker koyarak yerdi. ( Taberani ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />46- ) Hediye edileni yerdi, sadakayı yemezdi. ( İbn-i Said ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />47- ) Üç parmak ile yerdi, onları silmeden iyice yıkardı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />48- ) Hanımlarından biri yatıp uyumak istedikleri zaman ona 33 kere Subhanallah, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere de Allahuekber demesini emrederdi. ( Mendi ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />49- ) İnsanları birbirine bağlamak ve sevindirmek için hediyeleşmelerini emrederdi. ( İbn-i Asakiri ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />50- ) Güneş tutulduğu zaman kılınan küsuf namazında köle azad edilmesini emrederdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />51- ) Nazar değmesinde ( hastalanınca ) Kalem Suresi 51, 52. ayetlerin okunmasını emrederdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />52- ) İnsana ait 7 şeyin gömülmesini emrederdi: Saç, kan, tırnak, diş, pıhtılaşmış kan, perde, hayız kanı. ( Hakim ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />53- ) Oruçlu iken iftar edeceği zaman ilkin su ile başalardı. Suyu iki veya üç defada nefes alarak içerdi yani bir defada içmezdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />54- ) Yüzüğünü sağ eline takardı. ( Müslim ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />55- ) Yüzüğünü sol eline takardı. ( Buhari ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />56- ) Yüzüğünü sağ aline takardı sonra sola değiştirirdi. ( İbn-i Asakir, Aişe (r.a. ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />57- ) Cinlerden ve nazar değmesinden Rabbine sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn nazil olunca onları okumaya başladı. Diğer duaları terk etti. Ani ölümden Allah&#8217;a sığınırdı, ölümden önce hastalanmasını isterdi. ( Taberani ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />58- ) Her namazdan sonra abdest alırdı. ( Buhari ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />59- ) Kurfuaz şeklinde ( Dizlerini karnına birleştirerek ) otururdu. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />60- ) Başına sarık sarıp ona kuyruk yaparak, iki omuzu arasından sarkıtırdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />61- ) Bütün vakitlerde Allah&#8217;ı (c.c.) zikrederdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />62- ) Gece karanlığında gündüzün ışığında gördüğü gibi görürdü. ( Beyhaki ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />63- ) Enine doğru misvak kullanırdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />64- ) Sabah namazının sünnetini kıldığı zaman sağ ayağının üzerine yatardı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />65- ) Aksırınca &#8221; Elhamdülillah&#8221; derdi. Bunu işiten &#8221; Barekallah&#8221; derdi. Tekrar Efendimiz: &#8221; Yehdina ve Yehdikümullah&#8221; derdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />66- ) Aksırdığı zaman elini ya da elbisesini ağzına koyardı, sesini alçaltırdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />67- ) Ayaktayken öfklendiklerinde hemen otururlardı. Otururken öfkelendiklerinde hemen yatarlardı. Böylece öfkeden teskin olup giderdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />68- ) Öğleden önce dört rekatı kaçırdıkları zaman onu farzı müteakiben iki rekattan sonra kılardı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />69- ) Arkadaşlarından birini üç gün görmediği zaman onu sorarlardı. Eğer gaib ( kayıp )ise ona dua ederlerdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />70- ) Dualarının daha şümüllü olanını severdi, diğerlerini terkederdi. ( Taberani ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />71- ) Tabaklanmış koyun postunda namaz kılmaktan hoşlanırdı. ( İbn-i Said ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />72- ) Bahçelerde namaz kılamaktan hoşlanırdı. ( Tirmizi ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />73- ) Duasına &#8221; Subhane Rabbiyel aliyyül ağlel vehhab &#8221; ile başlardo. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />74- ) Açlıktan beline taş bağlardı. ( İbn-i Said ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />75- ) Yeşilliğe akan suya bakmaktan hoşlanırdı. ( Ebu Nuaym ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />76- ) Ağzı kapanan kaptan hoşlanırdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />77- ) Hediyeyi kabul edrdi. Ona karşılık olarak bir şey verirdi. Sadakayı kabul etmezdi. ( Taberani ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />78- ) Kıraatini ayetlerin başında dura dura icra ederdi. &#8221; Elhamdülillahi Rabbil Alemin&#8221; der, sonra durur &#8221; Errahmanirrahim&#8221; der ve yine dururdu. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />79- ) Cuma günü namaza gitmeden önce bıyıklarını kırpardı, tırnaklarını keserdi. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />80- ) Namazda esnemekten hoşlanmazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />81- ) Dağlamak, yani bir nevi tedavi şeklinden ve sıcak yemekten hoşlanmazdı ve şöyle buyururdu: &#8221; Soğuk yiyin çünkü bereketlidir. Dikkat edin sıcak yemekte bereket yoktur. &#8221; ( Ebu Nuaym ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />82- ) Nübüvvet mührünün görülmesinden hoşlanmazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />83- ) Çok sorulmaktan hoşlanmazdı ve bunu ayıplardı. Ama Hz. Ebubekir (r.a) sorduğunda cevap verirdi ve bundan hoşlanırdı. ( Taberani ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />84- ) Yemeği ortasından yemekten hiç hoşlanmazdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />85- ) Yürüyüşünden aciz ve tembek olmadığı anlaşılırdı. <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />86- ) Secdede bazen kendisinden geçinceye kadar uykuya dalardı. Gözleri uyuyup kalbi uyumadığı için sonra klakıp abdest almaya ihtiyaç duymadan namazını kılardı. ( Ahmet bin Hanbel ) <br style="padding: 0px; margin: 0px;" /><br style="padding: 0px; margin: 0px;" />87- ) Son sözü şu olomuştur: &#8221; Namazı sakın terk etmeyin. Namazı sakın terk etmeyin, elleriniz altında bulunanlar hakkında Allah (c.c )&#8217;tan korkun, adaletle muamele edin. ( Ebu Davut )</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/efendimizin-gunluk-sunnetleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyilik yap, iyilik bul!</title>
		<link>http://www.ensevgiliye.net/yilik-yap-iyilik-bul.html</link>
		<comments>http://www.ensevgiliye.net/yilik-yap-iyilik-bul.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 10:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ensevgiliye.net/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[Cabir&#8217;den (r.a) rivayetle; - Rasûl-i Ekrem buyurdular ki: Her iyi olan şey sadakadır. Kardeşini güler yüzle karşılaman ve kendi kovandan kardeşinin kovasına boşaltman iyi olan şeylerdendir. Seçme Hadisler, 44 İyilik! Sen bastığı yerde çiçekler büyüten kutlu dost! Nasıl saygı duymam sana; cümle güzellikler hayranın iken ve bütün bütün ebedi ferahlığa adanmışken varlığın, nasıl hürmet etmem [...]<hr /><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-0298987309297374";
/* 468x60, oluturulma 05.08.2009 */
google_ad_slot = "8914149711";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><hr />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/The_Light_of_Cosmos_by_kenanhudabi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-169" title="The_Light_of_Cosmos_by_kenanhudabi" src="http://www.ensevgiliye.net/wp-content/yuklenen/The_Light_of_Cosmos_by_kenanhudabi.jpg" alt="The Light of Cosmos by kenanhudabi İyilik yap, iyilik bul!" width="300" height="188" /></a></p>
<p><em>Cabir&#8217;den (r.a) rivayetle; </em></p>
<p><em>- Rasûl-i Ekrem buyurdular ki:</em></p>
<p><em>Her iyi olan şey sadakadır. </em></p>
<p><em>Kardeşini güler yüzle karşılaman ve </em></p>
<p><em>kendi kovandan kardeşinin kovasına</em></p>
<p><em> boşaltman iyi olan şeylerdendir.</em></p>
<p><em> Seçme Hadisler, 44</em></p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Sen bastığı yerde çiçekler büyüten kutlu dost!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Nasıl saygı duymam sana; cümle güzellikler hayranın iken ve bütün bütün ebedi ferahlığa adanmışken varlığın, nasıl hürmet etmem sana? Ne söylendiyse güzellik üstüne hep sana adandı; ne biliniyorsa erdem adına hep seni besteledi çağlarca ve çağlarca.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Ufku olmayan sahralara utangaç merhametleri savuran yiğitler ağu kokan ayrılıkları senin için yüklendiler; ve senin içindi yüzünde kufî çizgiler beliren yiğidin kekeme erguvanlar misali pul pul dökülüşü. Kendi kervanında kaybolan bezirganlar seni bulmak için aradılar kendilerini; buğday dengine senin için sakladı Bünyamin&#8217;in tasını Yusuf&#8217;lar, yeniden bulmak için. Seni gerdanlık diye takarak süslediler Züleyha&#8217;ları meşşatalar ve melali kör kuyularda gizlediler.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Sen, yanağında bulutlar terleyen dilara!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Nasıl özlemem seni; dolunaylar kaşının ucunda bir ben olmaya can atarken, ve hüma kanatlarına düşürülen gölge seni dokurken, nasıl hasret duymam sana. Sensiz, yabanıl bozgunlar ve vahşi yenilgiler sunuyor nakaratı şimdi türkülere; sensiz, yörüngesinde fısıltıyla can çekişen renkler bulanık sellerce akıyor. Sensiz ilerleyen zamanda efsaneler kendilerini yakmaktalar ve esrarlı havzalarda yollarını yitirmekte çalıkuşları. Güneşin batışı gözlerinde seyredilen sevgililere hicran elçileri getiriyor umulmadık akşamlar; ve yetim serhadlerde doludizgin ırmaklar hüzün diye akıyor. Bir kum saatinden zerre zerre savrulmada şimdi kalpler iklimlere ve billur kırıklarında ağlıyor hayallere mahpus bir medeniyet.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Sen, hüsn ü ânının peşinde savrulup gittiğimiz nur-ı dide!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Hayli zaman oldu. Cinaslı adımlarla yaşayan ehl-i diller tevriyeli çılgınlıklara koştular yokluğunda. Boş kalıplarda harcandı sözler ve cümleler anlamlarını yitirdi senden sonra. Yollarında serviler, servilerinde üveyikler büyüyen yurtlarımız çiğnendi bir bir. Arenaya salımlı aslanlar ilhamını yitirmiş şairlerin kabri başında ağlaşıyorlar artık. Senden sonra devrildi devrilmez sandığımız çınarlar ve son yalnızlığına hazırlanmakta şimdi udî acemaşiranlar. İyimser ferahnâklarımız üşüyen neylerin ceste ceste dağılan nağmesinde sınırdışı ediliyor mektup mektup. Gül dallarının teşrininde saklambaç oynayan bülbüllerimiz nicedir lâl düştü la&#8217;l kadehlerde; renkli uçurtmalar göklerde kayboldu ve derin feryadlar yollarını yitirdi yüreklerde. Süveydadan akseden izdüşümlerince sürmeler çekildi gözlere kudret kalemiyle ve mavera renkli rüzgârlar esti gurbet akşamlarında.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Sen, hasretiyle kor ateşlere döndüğümüz ahsen-i takvîm!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Kaç sûreden birden gelirdin ayet ayet dünyamıza gece yarılarında, gündüz ortalarında; kırk ikindilerde ve kuşluk saatlerinde&#8230; Kardeşini güleryüzle karşılayan da, kovasından dostunun kovasına aktaran da sendin. Darılana gidendin hem, kötülüğü pişman edendin. Bir mihrap önünde varlığından geçen sultanlarca çoğaltandın varlığı, ve bir karanlık gecede aydınlatandın leylî dildarlığı. Sen bir göçmen kuşun kırık kanadını sarmak için vardın; aynı şarkıyı söyleyen sıcak dudaklardan aynı hazzı duyan kulaklara akardın. Bir şair gibi nazikçe sarardın kimsesizleri ve yıldız yağmurlarınca dökülürdün üstümüze tesbih tesbih. Denizlerinde yekâvâz gazeller dinleyerek büyürdü şefkat ve sahillerinde sadefler açılırdı müjde müjde&#8230;</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik! Eşim benim, iki gözüm, sultanım! Varlığında kederlerin derin uykulara daldığı ve bir daha uyanmadığı efendim. Var olduğunu bilmek, en ulvi tesellimdir.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">İyilik!</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">Geriye dönecek çağında mısın? Ve bir gün, bir gül fecrinde, eski yollardan çıkıp gelir misin?!.</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">&#8220;Güneş katlanıp dürülmeden&#8230;</p>
<p style="line-height: 18px; text-indent: 50px; margin-top: 6px; margin-bottom: 6px;">&#8230;Ve yıldızlar kararıp dökülmeden.&#8221;</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ensevgiliye.net/yilik-yap-iyilik-bul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

